Dijital Oyunlar
EKRANLARIN KARANLIK YÜZÜ: ÇİZGİ FİLMLER ve DİJİTAL DÜNYA
17 July 2018, Tuesday 16:36

EKRANLARIN KARANLIK YÜZÜ: ÇİZGİ FİLMLER ve DİJİTAL DÜNYA

17 July 2018, Tuesday 16:36 | 1,507 görüntüleme

İnternetiyle, sosyal medyasıyla, dijital oyunlarıyla, e-kitaplarıyla, videosuyla, ekranlarda dünyaları kurtarıyor, ekranlarda yaşıyor, ekranlarda hayata bağlanıyor, ekranlarla hayattan kopuyoruz. Ekransız bir dünya biliyoruz ki artık çok uzağımızda kaldı.

Evlerimizin başköşesini ayırdığımız televizyonlarla hayatımıza giren ekranlar, o gün bugündür toplumun gidişatını belirlemede önemli unsurlardan biri haline geldi. Boyutu küçüldükçe masadan inerek önce dizlerimizin üzerine, sonra da avuçlarımıza sığar hale gelen ekranlar, neredeyse her anımızın şahidi ve hayatın baş aktörü olmaya başladı.

İnternetiyle, sosyal medyasıyla, dijital oyunlarıyla, e-kitaplarıyla, videosuyla, ekranlarda dünyaları kurtarıyor, ekranlarda yaşıyor, ekranlarda hayata bağlanıyor, ekranlarla hayattan kopuyoruz. Ekransız bir dünya biliyoruz ki artık çok uzağımızda kaldı.

Bütün hayatımıza sirayet eden ekranlar, elbette çocuklar ve gençler için çok daha fazla anlam taşıyor. Yoğun ve hızlı bir şekilde akan günümüz dünyasında ebeveynler ekranları, sanal oyunları, TV’leri, cep telefonlarını ve videoları çocukları eğlendirme, oyalama aracı olarak kullanabiliyorlar.

Elbette çocukların makul ölçülerde ve belirlenmiş bir zaman diliminde teknoloji ile buluşması ve onu tanıması da gerekli. Nitekim günümüz dünyasında teknoloji, çocuklara oynama, keşfetme ve öğrenme için çok fazla seçenek sunuyor. Ve yapılan araştırmalar gösteriyor ki ekranı çocuklara tamamen yasaklamak çözüm değil. Burada önemli olan nokta, çocukları büsbütün ekranlara terk etmeden, gerek TV’de gerekse internette nelerle meşgul olduklarını takip ederek, yönlendirici ve sorumlu ebeveynler olabilmek. Çocukların ekranlarla ve teknoloji ile geçen zamanlarını iyi bir şekilde planlamak. Çünkü ekranlarda biyolojik, psikolojik, psikososyal ve kültürel açılardan çocukları ve gençleri etkileyen o kadar fazla risk var ki… Bağımlılık, şiddet eğilimi, bencillik, narsisizm, amaçsızlık, sosyal hayattan kopukluk… Bir taraftan bu çağa, yani İnternet çağına özgü yeni nesil hastalıklar türerken, bir taraftan da çocuklara bedensel ve ruhsal olarak ciddi zarar veren durumlar yaşanıyor.

Özellikle sosyal paylaşım ağları ile yaygınlaşan çeşitli oyunlar ve akımlar çocukların ve gençlerin önce psikolojilerini sonra da hayatlarını karartabiliyor. Bunun en yakın örneği dünyada yüzden fazla kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan Mavi Balina.

Ekran, risk ve çocuklar deyince akla gelen bir diğer faktör de TV’ler oluyor. Hepimiz çocukluğumuzda en az bir çizgi filmin müptelası olmuş nesilleriz. İnternet ekranında bulunan riskler televizyon ekranlarında, reklamlarda ve çizgi filmlerde de bulunabiliyor.


“Video Kanallarındaki" Çizgi Filmler Ne Kadar Masum?

Çizgi filmler, çocukları hem eğlendirir, hem öğretir, hem de hayal dünyalarını besler. Ancak bu olumlu etkiler her çizgi film için geçerli olmuyor. Çünkü gerek TV’lerde, gerekse de internette bulunan bazı (çizgi) filmler ve videolar, çocukların gelişimini son derece olumsuz etkileyecek zararlı içerikler barındırıyor.

Çocuk videolarında bulunan zararlı içeriklerin varlığı ilk olarak, 4 Kasım 2017 tarihinde The New York Times’de çalışan bir gazetecinin gündemine alması ile dünya kamuoyunda duyulmaya başlandı. Konunun ülkemizde yeteri kadar gündeme geldiğini söylemek zor olsa da, konuya dikkat çeken ve gündeme getiren yazarlar ve araştırmacılar da oldu.

Modern hayatın getirdiği hız ve tempolu günlük hayatın içinde, çocuklarına ayıracakları zaman bulamayan ebeveynler, çocuklarını tablete, bilgisayara, akıllı telefonlara teslim edebiliyorlar. “Okul Öncesi Çağdaki Çocuklar”, yetişkinlere nazaran “izleme süresi” daha uzun bir kitleyi oluşturduğu için, içerik üreticisi kimi video kanallarının hedefinde özellikle ve bilinçli olarak en savunmasız çağdaki çocuklarımız bulunuyor. Video içerik üreticisi kanallar, kullanıcıların platformda daha çok vakit geçirmesi ve dolayısıyla daha çok reklam geliri (para) kazanabilmek için çeşitli yollara başvuruyorlar. Nasıl?

Renkli içerikler, anaokulu şarkıları, oyuncak açma, sürpriz yumurta açma, animasyon ve ünlü çizgi film kahramanlarının kostümlerini giymiş yetişkinlerin de bulunduğu, rengârenk, masum ve eğlenceli görüntüler ile başlayan bu videoları baştan sona izlediğimizde hiç de masum olmadığı ve pek çok zararlı içerikleri barındırdığını görüyoruz.

Örümcek Adam, Prenses Elsa, Joker, Hulk, Peppa Pig, Frozen, Minions, Thomas ve Arkadaşları ve benzeri çizgi film kahramanlarının kostümlerini giymiş insanların çektiği parodiler normal bir şekilde başlıyor. İlerleyen dakikalarda videolarda dışkı, idrar, şırınga, kaçırılma, şiddet, işkence, hamilelik, kürtaj, cinsellik, böceklerle korkutma gibi öğeler ortaya çıkıyor. Çocuklar için asla uygun olmayan video başlıklarıyla korku, şiddet ve tuvalet mizahı işleniyor.

Yapılan araştırmalar bu videoların, işkence ve şiddet öğeleri içeren, cinsellik ve çocuk istismarı barındıran, pedofili izleyicilerine hitap eden, ürpertici, rahatsız edici, korkunç, travmatize edici, garip ve saçma sapan içerikler barındırdığını gösteriyor.

Çocukları korkutan, kandıran, şiddete yönelten, yanlış değer yargıları oluşturan, masumiyetlerini hedef alarak onların ruhsal, fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimlerini bozan içerikler barındırdığından ebeveynler bu konuda gereken hassasiyeti göstermelidir.


Renkler ve Görsel Efektler Çocukları Hasta Eder mi?

İnsan hayatının şekillenmesinde; gördüğü, duyduğu, bildiği, sevdiği, korktuğu, baktığı, yaptığı veya yapmadığı bütün davranışlarının bir payı yok mudur? O halde bu sorunun cevabını şöyle açıklayalım. Şiddet, öldürme, uçma, yanlış değer yargıları oluşturma, dini, kültürel inanç ve değerlerin aşağılanması gibi pek çok zararlı öğeler barındıran oyunlar ve çizgi filmler çocukların yalnızca pedagojik gelişimlerini olumsuz etkilemekle kalmıyor, onları biyolojik olarak hasta da edebiliyor. Dahası var olan hastalıkları tetikliyor ve hatta onları ölüme kadar götürebiliyor.


Nitekim hafızalarımızda yer etmiş bir hadiseyi hatırlayalım. Mersin'de izlediği Pokemon çizgi filminin etkisinde kalan 4 yaşındaki bir çocuk, 7. Kattaki evlerinin penceresinden atlamıştı. Neden böyle bir şey yaptığını soran gazetecilere cevabı ise oldukça düşündürücü: “Ben Pokemon’um ve Pokemon gibi uçtum.”…

Yine bir başka çocuk “Örümcek Adam” filminden etkilenerek, evinin tavanına bağladığı iple uçmak isterken, ipin boynuna dolaşması üzerine yaşamını yitirmişti. Çizgi filmlerin, dijital oyunların, TV’lerin ve reklamların etkisi sandığımızdan daha da büyük.

Ekranların bir başka etkisi, Fotosensitif Epilepsi hastası olan çocuklar üzerinde gerçekleşiyor. Fotosensitif Epilepsi, aşırı ışığa duyarlılık gösteren vücudun tepkime verip nöbet geçirmesi durumudur.

Fotosensitif hastalar yanıp sönen ışıklara duyarlıdır. Video oyunları, çizgi filmlerdeki efektler ve televizyon en sık bildirilen uyarıcı ışık kaynaklarıdır. Birçok oyun konsolunun açılış sayfasında da bu rahatsızlığı taşıyan kişilere yönelik uyarılar yapılmaktadır.

Oyunlardaki ve çizgi filmlerdeki görsel efektlerin çocukları olumsuz etkilediği 1997 yılında Japonya’da Pokemon isimli çizgi filmi izledikten sonra çok sayıda çocuk hastanelerin acil servislerine başvurmuştu. Çizgi filmde yanıp sönen kırmızı ve mavi renkteki efektler, yoğun ve ani renk değişimleri ve parlamalarından olumsuz etkilenen 700’e yakın çocuk hastanelik olmuştu. Hastaneye kaldırılan çocukların “Fotosensitif Epilepsi” hastası olduğu ve hastalıklarının tetiklendiği ortaya çıkmıştı.

Bütün bu sebeplerle, çizgi filmlerde, oyunlarda ve video kanallarında bulunan risklere karşı ebeveynler bilinçli olmalı ve çocukları ekranların renkli, eğlenceli ve pırıltılı dünyasına terk etmeden önce bu karanlık yüzünün de farkında olmalılar.


Ebeveynler Ne Yapmalı?

Yapılan bütün araştırmalar gösteriyor ki, çocuklar ekranlarla ne kadar geç tanışırlarsa o kadar iyi. Ebeveynler, kendilerinin izlemediği hiçbir içeriği çocuklarına izlettirmemeliler. Elinden ekranı düşürmeyen ebeveynlerin, çocuklarına kılavuzluk etmesi de mümkün olamayacağından, işe ilk önce kendimizden başlamak gerekiyor. Bununla beraber ebeveynler aşağıda sıralanan tavsiyeleri uygulayabilirler:

  • Araştırmalar, 0-18 alık bebeklerin ekranlardan uzak tutulması gerektiğini söylüyor. Beynin en hızlı geliştiği bu evrede çocukların ekranlardan ziyade ebeveynle etkin bir diyaloğa ihtiyacı olduğundan, 2 yaş ve altındaki çocukların ekran karşısına geçmemesine özen gösterilmelidir.

  • 18-24 aylık bebekler için ekranla sınırlı olmak kaydıyla tanışma mümkün. Burada önemli olan nokta, ekranlardaki içeriğin niteliğidir.

  • 2-5 yaş çocuklar günde en fazla 1 saat ekran başında bulunabilir. Fakat çocukların ne izleyeceğini, yani içeriğin kalitesini önce ebeveynler kontrol etmelidir.

  • 6 yaş ve üzerindeki çocuklar ve ergenler için, saatleri sınırlandırmak yerine bir “Ekran Zaman Planı” oluşturmak faydalı olacaktır. Çocukla, hafta içinde ve hafta sonunda ekranlara hangi saatlerde ve ne kadar ulaşacağını belirleyen bir “Ekran Zaman Planı sözleşmesi yapılmalıdır.

  • Günde 1 saat fiziksel aktiviteye muhakkak zaman ayrılmalıdır.

  • Her gün en az 8 saat uykuya ayrılmalıdır.

  • Televizyon ve internet çocukların yatak odasından uzak tutulmalıdır.

  • Uykudan en az bir saat önce bütün ekranlar kapatılmalıdır.

  • Ebeveynler, video kanallarının “Tavsiye Algoritması” ile çocukların hiç umulmadık, zararlı içerikler barındıran ve yaşlarına uygun olmayan videolar izleyebileceğini unutmamalıdır. Bu yüzden tavsiye algoritması ile oluşturulan otomatik oynatma listesindeki riskler unutulmamalı ve çocuklar rastgele videolarla baş başa bırakılmamalıdır.

  • Ebeveynler, çocuklarının hangi videolarını izleyeceğini, hazırlayacakları oynatma listeleri ile denetim altında tutabilirler. Oynatma listesi oluşturmak ve yönetmek için https://support.google.com/youtube/answer/57792?hl=tr&co=GENIE.Platform%3DDesktop adresinden yardım alabilirsiniz.

  • Çocukların ziyaret ettikleri internet siteleri, kullandıkları teknolojik cihazlar ve özellikle sosyal paylaşım ağlarını kullanma alışkanlıkları takip edilmelidir.

  • Çocukta doğru değer yargıları oluşması için, izlenilen çizgi filmler, videolar oynanan dijital oyunlar ebeveynler tarafından kontrol edilerek yaşlarına uygun seçilmeli ve gerekirse konular çocukla tartışılmalıdır.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Tıkla kazan! Kazandınız! Linke tıklayın! Anketi doldur kazan! türünden tekliflere aldanmayın. İnternette de tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi "bedava" diye bir şey yoktur.
Toast Alert...