İNTERNETTE YALAN VE YANILTICI HABERLERİN FARKINDA MIYIZ?
21 February 2018, Wednesday 17:13

İNTERNETTE YALAN VE YANILTICI HABERLERİN FARKINDA MIYIZ?

21 February 2018, Wednesday 17:13 | 2,014 görüntüleme

“Eskiden bir bilgiye ihtiyaç duyulduğunda kitaplara, ansiklopedilere başvurulurdu. Şimdi ise, sosyal medya sitelerinden bilgi toplanıyor.”

Yeni iletişim teknolojilerinin yoğun bir şekilde hayatımıza girmesiyle birlikte, “bilgiye ulaşmak” hiç olmadığı kadar kolaylaşırken, bu kolaylık, pek çok sorunu da beraberinde getirdi. Bu sorunların başında; yalan haberlere maruz kalma, yanlış veya şüpheli bilgiyi yayma eğilimi, manipülasyon ve bunların sonucunda oluşan “bilgi kirliliği” geliyor.

Yalan haber ve manipülasyon, bugüne özgü, internetin varlığıyla oluşmuş bir tartışma değil ve her zaman vardı fakat günümüzde "yanlış bilginin yaygın bir şekilde paylaşılması, yalan haber ve bilgi kirliliği” dijital medya ortamlarında çok daha yoğun bir şekilde karşımıza çıkıyor.

Sosyal Medya ve Yalan Haber İlişkisi

Giderek artan sosyal medya kullanımı, toplumdaki her bireye düşüncelerini paylaşabilme olanağı sunuyor. Bunu pozitif ve lehimize bir durum olarak görsek de; manipüle edici, provoke edici, yalan ve yanıltıcı bilginin yayılması açısından bakıldığında durum pek de iç açıcı değil!


Sosyal medyada yalan haber ve yanlış bilginin, "eğlence veya siyasi propaganda amacıyla" dolaşıma sokulduğunu düşünenlerin yanı sıra, yaşanan bilgi kirliliğinin "kötü niyetli çevreler tarafından kasıtlı yapıldığını" söyleyenler de var. Dünyada ve ülkemizde sosyal medya aracılığıyla yaşanan toplumsal, siyasi olaylara ve çeşitli terör olaylarına bakıldığında, üretilen bilgi kirliliğinin, propaganda amaçlı olduğu ve bu işin örgütlü bir şekilde, kitleleri harekete geçirmek, kamu düzenini bozmak ve zarar vermek amacıyla oluşturulduğu görülüyor.

Oxford Üniversitesi bünyesindeki Reuters Gazetecilik Çalışma Enstitüsü'nün 2016 Dijital Haberler Raporu'nda Türkiye, 26 ülke arasında "sosyal medyanın bir haber kaynağı olarak görülmesinde" yüzde 73’lük oranla ikinci sırada yer alıyor.

“Eskiden bir bilgiye ihtiyaç duyulduğunda kitaplara, ansiklopedilere başvurulurdu. Şimdi ise, sosyal medya sitelerinden bilgi toplanıyor.”

İşte asıl mesele de burada başlıyor. Sosyal medyanın, kişisel hesaplardan anında yapılan paylaşımlar nedeniyle, haberin bireylere ulaşmasında zaman ve hız açısından avantajlı olduğu bilinse de; güvenilirlik, doğruluk, manipüle etme (Çıkarlar doğrultusunda yönlendirme) bilgiyi çarpıtma ve çevrimiçi radikalleşme konularında tehlike oluşturduğu su götürmez bir gerçek.

Bilen ile bilmeyen, iyi veya kötü, doğru ile yalan, enformasyon ile dezenformasyon arasındaki farkın belirsizleştiği sosyal medya ortamlarında, popüler kültürün ve trendlerin etkisiyle paylaşım rüzgârına kapılan herkes; kaynağı bilinmeyen bilgilere, videolara, ses kayıtlarına ve haberlere, muhakeme etmeden inanıyor ve bunları düşünmeden paylaşıyor. Dolayısıyla da var olan bilgi kirliliğine hizmet etmiş oluyor. Bu sebeple yalan haber, günümüzde mücadele edilmesi gereken ciddi sorunların başında geliyor.

Yalan Haberle Nasıl Mücadele Edilmeli?

Yalan haberle mücadelenin temel taşı, her ne olursa olsun bilgiye kolayca ulaşmaya çalışmak değil, “doğru ve güvenilir bilgiye” ulaşmak için çabalamaktır. Peki, hangi bilgi doğru ve güvenilir, bunu nereden bileceğiz? Bunun için biraz zaman ayırmak ve önemli bazı kullanım alışkanlıkları edinmek gerekiyor.

Öncelikle “Eleştirel bir bakış açısı edinmek”, “doğrulanmamış bilgileri paylaşmamak”, özellikle sosyal medyada karşılaşılan “bilgilere sağlıklı bir şüphe ile yaklaşmak” ve “bilgiye ulaşılan kaynaklar hakkında fikir sahibi olmak” yalan haberle mücadele kapsamında yapılması gerekenlerin başında geliyor. Bunlara ilaveten paylaşım yapmadan önce “genel bir araştırma yapmak ve ulaşılan bilgileri en az 3 farklı güvenilir kaynaktan teyit etmek” de doğru bilgiye ulaşmanın olmazsa olmazını oluşturuyor. Örneğin, TinEye ve Google Tersinden Görsel Arama araçları ile bir fotoğrafın ne zamana ait olduğu ve daha önce yayınlanıp yayınlanmadığı bilgisine erişmek mümkün.

Bazı web siteleri parodi, reklam veya sahte haber yapma ve yayma amacıyla kuruluyor. Sosyal medyada zaten “troll” olarak adlandırılan, art niyetli kişi ya da grupların bu işe kendilerini adadıkları biliniyor. Yani, sadece yalan haberler ve resimler üretmek ve sosyal paylaşım ağlarında insanları yanıltmak ve yönlendirmek amacıyla çalışan pek çok insan var(!). Tek başına bu bilgiye sahip olmak bile, "Neden internet ortamında her bilgiye inanmamalıyız?" sorusunu cevaplamaya yetiyor.

İnternet Okuryazarlığı konusunda gerekli donanıma ve bilince sahip olunmadığı takdirde, İnternetteki yalan ve yanıltıcı haber, resim ve videolara inanma ihtimali çok yüksek.

Bütün bu sebeplerle, ancak iyi bir İnternet Okuryazarı İnternet ortamında karşılaştığı içerikleri analiz etmede, doğru ve yanlışı, erişilen içeriğin niteliği ve kalitesini ayırt etmede beceriklidir.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Unutmayın, gerçek hayatta suç sayılan her şey, internette de suçtur.
Toast Alert...