Dijital Gizlilik: Dijital Çağda Mahremiyetin Kesişen Yüzleri
Dijital çağ, bireylerin günlük yaşamlarını dijital ortama taşıdığı ve bu bağlamda kimliklerini, davranışlarını ve düşüncelerini görünür kıldığı bir dönemi ifade etmektedir. Bu dönüşüm, beraberinde mahremiyet kavramını da farklı bir boyuta taşımıştır. Artık mahremiyet yalnızca fiziksel alanlara değil, veri temelli sanal dünyaya da yayılmıştır. Bu durum, "dijital gizlilik" (digital privacy) kavramını sadece bireylerin değil, kurumların ve devletlerin de temel bir gündem maddesi haline getirmiştir. Kısacası eğer çağımız dijital çağ olarak adlandırılıyorsa, dijital gizliliğin de çağımızın konusu olduğu söylenebilir. [1]

1. Dijital Gizlilik Nedir?
Dijital gizlilik ya da diğer bir ifadeyle dijital mahremiyet, bireylerin internette bıraktığı izlerin (kişisel veriler, mesajlaşmalar, konum bilgisi, sosyal medya etkileşimleri vb.) üçüncü şahıslar tarafından izinsiz erişilmesini önlemeye yönelik haklarını ve bu hakların korunmasını ifade eder. Bireyin kendi verileri üzerindeki kontrolünü, kimlere hangi bilgilere ulaşmasına izin vereceği hususuna dair karar mekanizmasını da içerir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı değişimler ve içinde bulunduğumuz dijital yaşamda bireylerin mahremiyet haklarına saldırılar oldukça kolaylaşmış durumdadır. Büyük veri uygulamalarıyla ortaya çıkan teknikler ve analizler bireylerin mahremiyetini korumak için geleneksel yolların artık etkili olmayacağını göstermektedir. Bu doğrultuda birçok ülke mahremiyet ve gizliliğe yönelik yasalar ve düzenlemeler geliştirmektedir. Söz konusu gizlilik yasaları kişinin rızasına ve kişisel bilgilerin toplanmasına odaklanmıştır fakat günümüzde bu durum yeterli olamamaktır. Çünkü kişisel verilerin toplanmasına yönelik birey onayı, verilerin toplanması esnasında gerçekleşmekte, fakat çevrim içi süreçlerde kullanılan birçok veri kişisel verilerle doğrudan ilgili olmamasına rağmen bireylere yönelik çok önemli ipuçlarını barındırabilmektedir. Bu noktada çevrim içi davranışların kaydı, log kayıtları tutulması gibi yöntemlerle toplanan verilerin anlamlandırılması doğrultusunda da kişisel veriler elde edilebilmektedir. [2]

2. Türkiye’de Dijital Gizlilik Algısı
Türkiye’de 2012 yılında %47’lerde olan hanelerde internet erişim imkânı 2022 yılında %94 üzerine çıkmıştır. Dolayısıyla ülkenin çok büyük bir bölümünün internete erişimi vardır ve bu da dijital gizliliği çok daha önemli bir hale getirmektedir. Zira nüfusun önemli bir kesiminin sosyal medyada ve internette bıraktığı iz ve bilgilerin üçüncü kişilerce kullanılmasını önlemek hem devlet hem bizzat bu bilgilerin sahipleri açısından hayati önem taşımaktadır.

Bu yüksek oranda internet erişimine karşın Türkiye'de yapılan akademik araştırmalar, bireylerin dijital ortamlarda mahremiyet konusundaki farkındalığının sınırlı olduğunu ve özellikle genç kuşakların gizlilik ihlallerine karşı daha toleranslı olduklarını göstermektedir. Buna karşın yapılan çalışmalar, dijital gizlilik konusunda erkek öğrencilerin kız öğrencilere nazaran daha yüksek bilgi farkındalığına sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. [3] Atatürk Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir araştırma sonucunda ise, yaş ve eğitim düzeyinin bilgi güvenliği farkındalık düzeyini etkileyen önemli faktörler olduğu sonucuna varılmış, diğer demografik ifadelerin herhangi bir etkisinin olmadığı görülmüştür. [4]

3. Sosyal Medya ve Dijital Mahremiyet
Sosyal medya platformları kullanıcılar için kişisel deneyim paylaşımı sağlayan araçlarken, bu mecralarda bırakılan her iz bir veri kümesine dönüşmektedir. Bu bağlamda sosyal medya kullanımının bireylerin mahremiyet algısını nasıl dönüştürdüğü konusunda araştırmalar yapılmış ve bu araştırma sonuçlarına göre özellikle 1980 sonrası doğanların yarısının sosyal medyada hareket ederken dijital gizlilik kavramını referans almadıkları sonucuna varılmıştır. [5]

4. Hukuki Çerçeve ve Yasal Düzenlemeler
Avrupa Birliği'nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), kişisel verilerin işlenmesinde açık rıza, veri taşınabilirliği ve unutulma hakkı gibi kavramları gündeme getirmiştir. Türkiye'de ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), bu doğrultuda bireylerin kişisel verileri üzerindeki denetim hakkını tanımlamakta ve kişisel veriler koruma altına alınmaktadır. KVKK haricinde Türk Hukukunda, dijital gizliliğe ilişkin belli başlı düzenlemeler şunlardır:
-
Anayasa’nın 20, 21, ve 22. maddeleri “Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması” başlığını düzenlemektedir.
-
Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde mahremiyet hakkına yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.
-
Bilgi Edinme Kanunu’nun 21. maddesi ile mahremiyete yönelik hususlar düzenlenmiştir. Buna göre kişinin kişisel gizliliğine ilişkin bilgi ve belgeler Bilgi Edinme Kanunu dışında tutulmuştur.
-
"Türk Ceza Kânunu’nun 10, 125, 134, 135, 136, 137 ve 280. maddelerinde özel hayatın gizliliği ve mahremiyet konusu ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Bu maddeler, kişinin özel hayatı ve mahremiyetine ilişkin ihlallerin cezalandırılmasını öngörmektedir.

Ancak bu yasaların uygulanmasında kurumsal farkındalık hâlen zayıftır. Vatandaşların da bu konuda bilgi ve farkındalığı yetersizdir, genç kuşakların dahi hangi bilgilerin kişisel veri olduğu konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığı yapılan araştırmalarda görülmüştür. [6]
5. Reklamcılık ve Gizlilik İhlalleri
İnternette gezinme alışkanlıklarımız reklam algoritmaları için altın değerindedir. Kullanıcı verileri üzerinden kişiselleştirilmiş reklamcılık uygulamaları, dijital gizliliği tehdit eden başlıca unsurlardandır. Kişiselleştirilmiş reklamcılık uygulamaları özellikle bu bilgilere sahip olan sosyal medya mecraları açısından en önemli gelir kaynağı haline gelmektedir ve bunun sonucu olarak da insanların kişisel verileri metalaştırılmıştır. [7]

6. Eğitim ve Dijital Vatandaşlık
Gizlilik eğitimi dijital vatandaşlıkla doğrudan bağlantılıdır. Özellikle çocuklar ve gençler için dijital ortamda güvenli davranışlar geliştirmeye yönelik çalışmalar, eğitim programlarının bir parçası olmalıdır.
Yukarıda bahsedilen araştırma sonuçlarından da görüleceği gibi gençlerin bile önemli kısmı dijital gizlilik konusunda gerekli hassasiyete ve bilgiye sahip değildir. Bu bakımdan, yasal düzenlemelerin yapılması yanında toplumun özellikle gençlerin dijital gizlilik konusunda bilgi ve duyarlılığının arttırılması devletin önemli amaçlarından birisi olmalıdır.

Sonuç
Dijital gizlilik, yalnızca teknik önlemlerle değil; kültürel farkındalık, eğitim, yasal düzenlemeler ve etik ilkelerle şekillenen çok boyutlu bir kavramdır. Türkiye özelinde, bireylerin gizlilik algısını yükseltecek eğitimler, düzenlemeler ve platform şeffaflığı teşvik edilmeli; küresel ölçekte ise teknoloji şirketlerinin etik sorumlulukları yeniden tanımlanmalıdır. Bu açıdan Türkiye özelinde KVKK’nin yürürlüğe girmesi önemli bir gelişmedir. Fakat yapılan araştırmalar üniversite öğrencilerinin dahi bu yasal mevzuat konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını ortaya koymaktadır. Devletin bu anlamda hem eğitim hem uygulama konusunda daha aktif bir rol alması gerekmektedir.

Kaynakça
[1]: Alessandro Acquisti et al., “Privacy and human behavior in the age of information”
[2]: Eroğlu Şahika, “Dijital Yaşamda Mahremiyet (Gizlilik) Kavramı ve Kişisel Veriler: Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Mahremiyet ve Kişisel Veri Algılarının Analizi”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Aralık 2018, Cilt 35, Sayı 2
[3]: Barkuş Fatma, “Dijital Mahremiyet Kavramı ve İlgili Çalışmalar Üzerine Bir Derleme”, Bilim Eğitim Sanat ve Teknoloji Dergisi, 2019
[4]: Çakmak Karapınar Derya, “Açık Ve Uzaktan Eğitim Öğrencilerinin Bilgi Güvenliği Farkındalığı: Atatürk Üniversitesi Örneği”, EKEV Akademi Dergisi, 2023, Sayı 93
[5]: Yıldız Asiye, “Sosyal Paylaşım Sitelerinin Dijital Yerlilerin Bilgi Edinme ve Mahremiyet Anlayışına Etkisi ”, Bilgi Dünyası, 2012, Cilt 13, Sayı 2
[6]: Eroğlu Şahika, “Dijital Yaşamda Mahremiyet (Gizlilik) Kavramı ve Kişisel Veriler: Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Mahremiyet ve Kişisel Veri Algılarının Analizi”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, Aralık 2018, Cilt 35, Sayı 2
[7]: Okyay İpek, “Dijital Gözetim Çerçevesinde Kişiselleştirilmiş Reklamcılık”, OPUS Uluslararası Araştırmalar Dergisi, Aralık 2020, Cilt 16, Sayı 32