İnternette Lekelenmeme Hakkı ve Kişisel Haklar
Dijitalleşmenin her yönüyle hayatı kuşattığı çağımızda, bireylerin internetteki varlığı onların toplumsal imajlarını, kariyerlerini ve psikolojik sağlıklarını doğrudan etkileyebilmektedir. Bir haber, yanlış bilgi ya da yıllar önce yapılmış bir sosyal medya paylaşımı; bireyin şimdiki yaşamına gölge düşürebilmektedir. Bu noktada “lekelenmeme hakkı” ile doğrudan bağlantılı olan unutulma hakkı, kişisel hakların dijital ortamda yeniden yorumlanmasını gerekli kılar.
Lekelenmeme hakkı ile ilgili problemlerin temel nedeni, suç inadı altında olan, suç şüphesi taşıyan kişilere ilişkin basında yer alan haberler oluşturmaktadır. Yazılı basının yanı sıra internette ve sosyal medyada içerik üretiminin ve yayılmasının kolaylığı, adli olayların kamunun gündemine taşınmasını da kolaylaştırmıştır. Adli olaylara ve bu olaylara ilişkilendirilen kişilerin isimleri, olaya ilişkin bilgilerin yayılmasındaki bu kolaylık, kişinin toplum nezdine suçlu olarak çıkarılmasını ve onur ve itibarının zedelenmesine sebep olmaktadır. Bu sebeplerle ifade ve basın özgürlüğünün internet ortamında kullanılması lekelenmeme hakkının korunmasına olan ihtiyacı arttırmaktadır. İfade ve basın özgürlüğü ile kişinin şeref ve itibarının korunması arasındaki dengenin internet ortamında ifade ve basın özgürlüğü lehine bozulduğu açıktır. Bu dengenin tekrar sağlanması amacıyla Anayasa’da açıkça yer almasa da unutulma hakkı, lekelenmeme hakkı gibi haklar günümüzde önem kazanmıştır. [1]

Unutulma hakkı, Avrupa Birliği’nde özellikle Google Spain v. AEPD and Mario Costeja González davası ile literatüre girmiştir. Söz konusu davada önüne gelen davada Avrupa Birliği Adalet Divanı, kişilerin internette kendileri hakkında olan haberlerin kaldırılmasını talep edebilecekleri kararını vermiştir. [2] Bu karar ile ilk olarak ortaya çıkan unutulma hakkı ve lekelenmeme hakkı, Türkiye dahil birçok ülkede kişisel hakların dijital çağda nasıl korunması gerektiğine dair tartışmaların merkezinde yer almaktadır.
1. Lekelenmeme Hakkı Nedir?
Lekelenmeme hakkı, bireyin haksız yere toplum nezdinde küçük düşürülmemesi, adının karalanmaması ve itibarının korunması anlamına gelir. Ceza Hukukunun en temel ilkelerinden olan masumiyet karinesinin devamı niteliğindedir. Masumiyet karinesi sayesinde ikili bir koruma sağlanmaktadır. Yargılama makamlarının önyargılı hareket etmemesini sağlayarak içsel koruma, toplum nezdinde suçlu konumunda bulunulmasını engelleyerek dışsal koruma sağlanmaktadır. Kişi hakkında verilen bilgiler yargılama makamlarının düşüncelerini etkileyebileceğinden masumiyet karinesine uygun hareket edilerek bu durumun oluşması engellenir. Bununla beraber toplum nezdinde kirlenme, lekelenme durumu oluştuğunda insan onuru, şerefi, saygınlığı zarar göreceğinden masumiyet karinesine uygun hareket edilmeli, dışsal koruma da sağlanmalıdır. [3]

Bu hak, Türk Medeni Kanunu’nda kişilik hakları kapsamında korunur. CMK 157. Maddesi gereği soruşturmanın gizli yapılması da lekelenmeme hakkının bir yansımasıdır. Özellikle internet ortamında yer alan yanlış, yanıltıcı ya da eski içeriklerin bireyleri damgalaması, onların sosyal ve mesleki yaşamlarını derinden etkileyebilmektedir. Kişi hakkında açılan soruşturma ya da ceza davası daha sonra kendisi lehine sonuçlansa bile hakkında yapılan ithamlar kişinin gündelik sosyal ve hayatını olumsuz etkilemektedir. Anayasa Mahkemesi 2021 yılında verdiği bir kararda lekelenmeme hakkını, masumiyet karinesinden doğduğunu kabul etmiştir. [4]
2. Unutulma Hakkı Nedir?
2.1 Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR)
Avrupa Birliği'nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), 2018 yılında yürürlüğe girdiğinden bu yana dijital ortamda veri işlenmesinin sınırlarını belirleyen en güçlü düzenlemelerden biridir. GDPR’nin 17/1. maddesi, açıkça "veri sahibinin kişisel verilerinin silinmesini isteme hakkı"nı yani "unutulma hakkı"nı tanımlamaktadır:
“İlgili kişi, aşağıdaki hallerden birinin varlığı hâlinde, veri sorumlusundan kendisine ilişkin kişisel verilerin gecikmeksizin silinmesini talep etme hakkına sahiptir ve veri sorumlusu, kişisel verileri gecikmeksizin silme yükümlülüğüne sahiptir:
-
Kişisel verilerin toplanma veya başka şekilde işlenme amaçlarıyla bağlantılı olarak artık gerekli olmaması;
-
İlgili kişi, 6 ncı maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi veya 9 uncu maddenin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca işlemenin dayandığı onayı geri çeker ve işleme için başka bir yasal dayanak bulunmaz;
-
İlgili kişi, Madde 21 (1) uyarınca işleme itiraz ediyor ve işleme için geçerli meşru bir gerekçe bulunmuyor veya İlgili kişi, Madde 21 (2) uyarınca işleme itiraz ediyor;
-
Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmiş olması;
-
Kişisel verilerin, denetleyicinin tabi olduğu Birlik veya Üye Devlet hukukundaki bir yasal yükümlülüğe uyulması için silinmesinin gerekmesi;
-
Kişisel veriler, Madde 8 (1) 'de belirtilen bilgi toplumu hizmetlerinin sunulmasıyla bağlantılı olarak toplanmıştır.”

Bu düzenleme, yalnızca bireyin kişisel mahremiyetini değil, aynı zamanda sosyal itibarı ve dijital izini de koruma amacı taşır.
2.2 Türkiye’de Hukuki Gelişim
Türkiye’de unutulma hakkı ilk defa Anayasa Mahkemesi’nin 2016 tarihli bir kararında kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 3/3/2016 tarihli ilgili kararında lekelenmeme hakkı şu şe değerlendirme yapılmaktadır:
“Anayasa'da açıkça düzenlenmeyen unutulma hakkı, İnternet vasıtasıyla ulaşılması kolay olan ve dijital hafızada bulunan haberlere erişiminin engellenmesi için Anayasa'nın 5., 17. ve 20. maddelerinin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan unutulma hakkının kabul edilmemesi, İnternet vasıtasıyla kolayca ulaşılabilir ve uzun süre muhafaza edilebilir kişisel veriler nedeniyle başkaları tarafından kişiler hakkında ön yargı oluşturabilmesi nedeniyle manevi varlığının geliştirilmesi için gerekli onurlu bir yaşam sürdürmesine ve manevi bağımsızlığına müdahaleyi sürekli kılmaktadır.”. [5] Daha sonra Yargıtay ve Danıştay kararlarında da bu hak tanınmaya başlanmış, özellikle haber arşivlerine erişimin kısıtlanması ve kaldırılması konularında emsal kararlar verilmiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ise 6698 sayılı Kanun ile bu hakka yasal zemin oluşturmuştur. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkelerin düzenlendiği 4. maddesi, kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesinin düzenlendiği 7. maddesi ve kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme hakkının da yer aldığı ilgili kişinin haklarının düzenlendiği 11. maddesi unutulma hakkının yerine getirilmesine ilişkin araçlara dayanak teşkil etmektedir. Bunlara ek olarak Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik’in 8. maddesinde de konu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. [6]
3. Unutulma Hakkı ve İfade Özgürlüğü Arasındaki Denge
Unutulma hakkı ve lekelenmeme hakkı, her ne kadar bireylerin dijital ortamdaki itibarını koruma amacı taşısalar da ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ile çatışabilmektedir. Özellikle gazetecilik faaliyeti çerçevesinde yayımlanmış olan gerçek bilgilerin silinmesi talepleri, demokratik toplumun bilgi edinme hakkını tehdit edebilir.

Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Türk mahkemeleri bu iki hakkı dengeli bir şekilde ele almaktadır. Kişinin kamusal yaşamda yer alma durumu, içeriğin güncelliği ve kamusal yarar unsurları dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği ortak fikirdir. Fakat, bu konsensüsün uygulamada nasıl olacağı hususu tartışma yaratmaya devam etmektedir.
4. Dijital Platformların Sorumluluğu
Google, Facebook, Twitter gibi platformlar; unutulma hakkı kapsamında bireylerin taleplerini değerlendirmek ve gerekirse ilgili bağlantıları kaldırmakla yükümlüdür. Avrupa Birliği’nde Google’a karşı açılan davalar, platformların sadece Avrupa'da değil küresel düzeyde nasıl davranmaları gerektiği konusunda da yol gösterici olmuştur.

Türkiye’de ise arama motorlarına yönelik talepler KVKK ve mahkeme kararları aracılığıyla yürütülmektedir. Bu konuda KKK’nin verdiği örnek niteliğinde kararlar söz konusudur. [7]
Sonuç ve Değerlendirme
İnternette lekelenmeme hakkı, modern bireyin dijital kimliğinin korunmasının temelidir. Temelini Anayasa’nın ve Ceza Hukuku’nun en temel ilkesi olan, masumiyet karinesinden almaktadır. Unutulma hakkı bu bağlamda kişilik haklarının önemli bir uzantısı olarak değerlendirilmelidir. Dijital çağda her birey kendi dijital izini denetleyebilme ve gerektiğinde silme hakkına sahip olmalıdır.
Ancak bu hak, demokratik değerlerin temel taşı olan ifade özgürlüğüyle de dengeli biçimde uygulanmalıdır.
Kaynakça
[3]: Akıncı Fatih, “Lekelenmeme Hakkı”, TAAD, Temmuz 2020, Yıl 11, Sayı 43
[4]: Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, 14/9/2021 Tarih 2019/25041 Başvuru Numaraları Karar
[5]: Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, 3/3/2016 tarihli 2013/5653 Başvuru Sayılı Karar
[6]: KVKK, “Unutulma Hakkı”, Nisan 2025, KVKK Yayınları No:73
[7]: KVKK, “Unutulma Hakkı”, Nisan 2025, KVKK Yayınları No:73