Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
BİR AN İÇİN İNTERNETİN VE TEKNOLOJİK ALETLERİN YOK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN!
İnternet ve Teknoloji

BİR AN İÇİN İNTERNETİN VE TEKNOLOJİK ALETLERİN YOK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN!

Yazar(lar): Dr. Şahin BAYZAN - Bilişim Uzmanı | Grafik(ler): Burak ÖZÇELİK | 6 September 2019, Friday 10:59 | 327 görüntüleme

İnternetle ve sosyal medya ile yatıp internet ve sosyal medya ile kalkıyoruz. Teknolojik aletlerle iç içe yaşıyoruz ve onları kullanıyoruz. Bilemiyorum belki gelecekte yapay zekâ ile donatılmış robotlar insanları yönetmeye başlar. Elimizdeki akıllı telefonumumuz her DIT dediğinde hemen ona bakma gereği duyuyoruz, sosyal medyada ne kadar beğenildiğimiz, yazdıklarımız ve paylaştıklarımızın ne kadar paylaşıldığı, ne kadar izlendiğimiz bizim için o kadar önemli hale geldi ki…

Son otuz yıldır teknolojik bir devrim yaşıyoruz. Teknolojik devrimin adı temeli 1950’lere kadar giden ve evile evrile günümüze kadar gelen İnternet. Tabiki bunun yanında kullandığımız teknolojik cihazlar yani elimizdeki akıllı telefonlar, evlerimizdeki aletler, seyrettiğimiz televizyonlar ve daha niceleri de büyük değişiklikler, evrimler geçirerek günümüze kadar geldi. Artık bizler, yapay zekadan, akıllı şehirlerden, akıllı evlerden, akıllı ulaşımdan, akıllı televizyondan, akıllı buzdolabından, robotlardan, nesnelerin internetinden ve daha birçok teknolojik gelişmeler hakkında konuşuyoruz.

İnternetle ve sosyal medya ile yatıp internet ve sosyal medya ile kalkıyoruz. Teknolojik aletlerle iç içe yaşıyoruz ve onları kullanıyoruz. Bilemiyorum belki gelecekte yapay zekâ ile donatılmış robotlar insanları yönetmeye başlar. Elimizdeki akıllı telefonumumuz her DIT dediğinde hemen ona bakma gereği duyuyoruz, sosyal medyada ne kadar beğenildiğimiz, yazdıklarımız ve paylaştıklarımızın ne kadar paylaşıldığı, ne kadar izlendiğimiz bizim için o kadar önemli hale geldi ki… Bunlardan bir an uzak kaldığımızda belki de ruhen huzursuz oluyoruz, bir an önce ona kavuşmayı arzu ediyoruz, internetimiz çekmediğinde çekecek yer arıyoruz, bazen de bize bu hizmeti doğru dürüst sağlayamadığını düşündüğümüz operatörlere, işletmelere demediğimizi bırakmıyoruz.

Öyle zaman oluyor ki çok sevdiğimiz bilgisayar oyununu veya telefonda oynadığımız herhangi bir oyunu veya izlemekten geri duramadığımız bir videoyu izlemek uğruna yemek yemeyi unutuyoruz, tuvalete gitmeyi unutuyoruz, etrafımızdaki insanların söylediklerini duymuyoruz, etrafımızda ne olmuş ne bitmiş umursamıyoruz. Bazen öyle bir hale geliyoruz ki robottan hiçbir farkımız kalmıyor. Hâlbuki biz bir insanız ve duygularımız var, incinecek bir canımız ve kalbimiz var. Yaptıklarımızdan olumsuz etkilenecek bir sağlığımız ve çevremiz var. Duymak zorunda olduklarımız ve sesimizi duyurmak zorunda olduklarımız var. Bazen düşünmeden edemiyorum, teknolojik aletler, internet bizlerin duygularını çok mu köreltti? Bu gidişle gelecekte acaba nasıl bir insan ve bu insanlardan oluşan toplum profili ortaya çıkacak. Bazen teknolojinin ve internetin gidişatına bakınca insanlık adına korkuyorum, bazen de kolaylaştırıcı yönüne düşündüğümde daha güzel şeyler olacak diye ümitleniyorum. Bir anlamda bu noktada korku ile ümit arasında bir yerde yaşıyorum diyebilirim. Korkum şahsımla ilgili değil, bu korku ve ümit duygusunu insanlık adına yaşıyorum aslında.

Hani toplumda kabul görmüş bir yaklaşım vardır ya her şeyin orta yolunu takip edeceksin diye. Onun için çok uç noktalarda dolaşmamaya gayret göstereceksin. Gayret göstereceksin ki tutarlı olabilesin zarardan az zarar, faydadan da fazla fayda göresin. Teknolojik imkânların çok olduğu bu zamanda aslında bizler bu noktadayız. Acaba orta yolumuzu mu kaybettik diye düşünmeden edemiyorum. Bazen ifrat noktasına kaçıyoruz. Zamanında frenimize basamayınca da teknolojik kazalarla yani mağduriyetlerle karşı karşıya kalabiliyoruz. Ne yazık ki bu tür olumsuzluklar yaşadığımızda da ne yapacağımızı yeterince bilmiyoruz yani toplum olarak yeterli düzeyde bilinçli değiliz.

Toplum, tarihsel gelişme içinde, aynı toprak parçası üzerinde ki –artık o toprak parçası dünya olmuştur – birlikte yaşayan ve ortak bir uygarlığı olan, yaşamlarını sürdürmek, birçok temel gereksinimlerini, çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirliği yapan insanların tümü olarak tanımlanır. Yani bizler bu toplum içerisinde işbirliği yapmak zorundayız. Haklarımızı, hukukumuzu bilmek zorundayız ki başkalarının hak ve hukukunu ihlal etmeyelim, toplumsal huzursuzlukların yaşanmasına sebep olmayalım. Bugün sadece gerçek hayatta tanımlanan bir toplum yok. Sanal bir dünyada, internette, sosyal medyada yaşayan bir toplum da var. Hem de uzun zamandan beri. Teknik açıdan bakıldığında bu sanal toplumun kurallarını toplum olarak hepimiz belirleyemiyoruz maalesef. Biz, bize sunulan imkânlar dâhilinde ve önümüze konulan platformların belirlediği kurallar çerçevesinde bu dünyada varız ve varlık göstermeye çalışıyoruz.

Her ne kadar bu kurulları biz belirlemesek de bu sanal toplumunun ortak ve evrensel kurallarının zamanla oluştuğunun altını da çizmek gerekiyor. Kabul görmüş bu evrensel kurallar ihlal edildiğinde de bunun mutlaka bir karşılığı olabiliyor. O açıdan sıklıkla dile getirilen “gerçek hayatta suç olan, internette yapıldığında da suçtur” ifadesini çok kullanıyoruz. Çok doğru ve yerinde bir ifade. Çünkü bu sanal dünyayı oluşturan da gerçek dünyada yaşayan bizler değil miyiz? Elbette bizleriz. Nasıl gerçek hayatta insan ilişkilerimizde yazılı veya yazısız olsun bazı kurallara uyuyoruz, bu sanal dünyada da aynı kurallara uymamız gerekmez mi? Elbette gerekir.

Hani başta da belirttim ya “…bazen öyle hale geliyoruz ki robottan hiçbir farkımız kalmıyor.” Sokakta yürürken, toplu taşıma araçlarında seyahat ederken etrafımı gözlemliyorum. Gördüğüm manzara şu; kimse birbiriyle konuşmuyor, varsa elinde telefonu hep onunla meşgul. Toplu taşıma araçlarında bazen gençlerin, elindeki telefonu daha rahat kullanabilme adına oturduğu koltuğu bir yaşlıya, bir hamileye, bir engelliye verme gibi bir endişesi yok. Bazıları ise, kulağına kulaklığı takmış, başını otobüsün camına dayamış uyku modunda hareket ediyor ki herkes beni görse de ben kimseyi görmeyeyim. Kazara eğer bir yaşlı, bir hamile veya bir çocuklu bayan görürsem vicdan yapar rahatımdan olurum. Tabi bu vicdan, bu terbiye, bu görgü kuralı bu insanlarda varsa geçerli olan bir durum bu. Onun için internet, teknolojik aletler bizlerin duygularını köreltti diyorum. internet, sosyal medya, akıllı telefonlar ve benzeri teknolojik imkanlar; incinecek canların, kırılacak kalplerin olabileceğini sanki unutturdu bize. İşte o açıdan toplum olarak gidişattan endişe duyuyorum. Peki, siz endişe duymuyor musunuz?

Sizleri bir an için İnternetin yok olduğunu düşünmeye davet ediyorum. Ne yapacaksınız? Kitap okumayan ya da böyle bir alışkanlığı olmayan, bilgilerini hep internetten öğrenen, internet gidince de cahilleşen bir insan ve toplum mu olacağız? Elimizden akıllı telefonu, evimizden akıllı televizyonu aldıklarında öksüz mü kalacağız? Öğrendiklerimizin ne kadarını hatırlayabileceğiz? Kaybolmaya yüz tutmuş vicdanımız, körelmeye başlamış duygularımız geri gelecek mi? İnternet ve teknolojik aletler yok olunca, tekrar eski halimize yani çevresine karşı duyarlı olan bir insan ve toplum olabilecek miyiz?

Unutmayın! herhangi bir teknolojik alet gibi insanda resetleyince yanı sıfırlayınca her şeyin geri geldiği bir düğme yok. Yukarıdaki soruları ve bunlara ekleyebileceğiniz bir yığın sorunun cevabını bir düşünün isterseniz. En çok da internet yok olduğunda ne olacağını düşünün derim.

Başka bir yazıda görüşmek üzere...

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Unutmayın, gerçek hayatta suç sayılan her şey, internette de suçtur.
Toast Alert...