Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
DİJİTAL DÜNYA BİZİ SAĞIRLAŞTIRIYOR MU?
İnternet ve Teknoloji

DİJİTAL DÜNYA BİZİ SAĞIRLAŞTIRIYOR MU?

Yazar(lar): Gülbahar AYTEKİN - Gazeteci | 10 January 2020, Friday 10:50 | 1,358 görüntüleme

Yüzümüzü, gözümüzü ve kulaklarımızı teknolojik cihazlara öyle çok dönüyoruz ki; "görmedim, duymadım, bilmiyorum" mottosunda, nezaketsizliğe, bencilliğe, ahlaki ve kültürel normsuzluğa, dijital sağırlığa ve dijital körlüğe doğru hızla yol alıyoruz.

İnternet teknolojilerinin, akıllı cihazların ve sosyal medya araçlarının etkisinin çok fazla hissedildiği bir zamandan geçiyoruz. Günün hemen her anında elimizden, kulağımızdan ve gözümüzden düşürmediğimiz teknolojik cihazlarla sıkça vakit geçiriyoruz.

Bir dokunuşla dijital dünyaya geçiyor, bir dokunuşla gerçek hayata dönüyoruz. İnsan yüzlerinden çok, cihazları görüyor ve bu cihazlarla yaşıyoruz. Dijital platformlarda görsel ve işitsel pek çok içerikle karşılaşıyor ve o içeriklerin üzerimizde oluşturduğu olumlu- olumsuz etkilerine şahit oluyoruz.

İşte o etkilerden sadece biri: Dijital Sağırlık!

Peki dijital sağırlık derken ne kastediliyor? Fiziksel sağırlık mı, toplumsal-psikolojik sağırlık mı?

Gelin bir fotoğraf çekelim. Ama bu kez gözlerimizle. Kulaklarımız duyuyor olsa bile, nasıl sağırlaştığımıza kulak kesilelim.

Metrodasınız veya otobüs. Araç bir durakta durarak bekleyen yolcuları alıyor. Birden binenler arasında kucağında bebek, elinde çantalar ve bebek arabasıyla bir anne ve ayakta durmakta zorlanan yaşlıca bir adam beliriyor. Etrafa bakınıyorlar, acaba oturacak bir yer var mı? Fakat yer yok, koltuklar dolu. Gencinden, öğrencisine, kadından erkeğine herkesin yüzü hafifçe öne eğik, ellerindeki küçücük ekranlara kitlenmiş ve gerçek dünyadan kopmuş durumdalar. Belli ki çok meşguller. Öyle büyük meşguliyetler ki bunlar, zorda kalmış bir insanı, toplu taşıma araçlarında ayakta durmakta güçlük çeken bir yaşlıyı görüp fark ettiremeyecek denli büyük. Herkes aşkla ve şevkle elindeki cihazlara bağlı ve bu bağlılık hiç kimselere yardım etmeyi akıl edemeyecek kadar, gözleri görmez, kulakları duymaz hale getirecek kadar büyük(!)

Ekranlar öyle bir girmiş ki hayatımıza, gözlerimiz görüyor, kulaklarımız duyuyor olsa bile dış dünya ile irtibatımızı kesiyor. Toplumsal nezaket kurallarını görmemizi engelliyor ve bizi dış dünyaya karşı duyarsız, ilgisiz, kaba bir hale getirebiliyor. Yüzümüzü, gözümüzü ve kulaklarımızı teknolojik cihazlara öyle çok dönüyoruz ki; "görmedim, duymadım, bilmiyorum" mottosunda, nezaketsizliğe, bencilliğe, ahlaki ve kültürel normsuzluğa, dijital sağırlığa ve dijital körlüğe doğru hızla yol alıyoruz.

Bir fotoğraf daha çekelim.

Yolda yürüyorsunuz. Gideceğiniz yerin yabancısısınız. Gideceğiniz adresi bilen birini arıyor gözleriniz. Yol kalabalık, insan seli. Fakat herkesin kulağında kulaklık! Bağırsanız da sesiniz duyulmayacak. Herkesin gözü ekranlarda, kulaklar yüksek desibelde dinlenen müzik ve kulaklık cihazı ile kapatılmış!

Şimdi de hem toplumsal hem de fizyolojik bir sağırlık tehlikesine şahit oluyoruz. Çünkü kulaklıkla müzik dinlerken, bu sesin yakındaki diğer kişiler tarafından duyulacak kadar yüksek olması, ilerleyen dönemlerde bu yüksek sese maruziyetin, işitme kaybına sebep olabileceği biliniyor.

Fizyolojik Sağırlıktan Teknolojik Sağırlığa

Ses aralıkları ve kulaklara verdiği hasarlar hakkında yapılan araştırmaya göre:

95 Desibel’de, günde 4 saat maruziyetten sonra hasar meydana gelir.
100 Desibel’de, günde 2 saat maruziyetten sonra hasar meydana gelir.
105 Desibel’de, günde 1 saat maruziyetten sonra hasar meydana gelir.
110 Desibel’de, günde 30 dakiika maruziyetten sonra hasar meydana gelir.
115 Desibel’de, günde 15 dakiika maruziyetten sonra hasar meydana gelir.
120 artı Desibel’de hasar hemen gerçekleşir.

Yumuşak bir fısıltı genellikle 30 desibeldedir, 75 desibelde yoğun trafik; 90 desibelde bir metro treni, 100 desibelde bir silah ateşi, 140 desibelde bir jet düzlemi ve 180 desibelde bir roket fırlatma yastığı. 140 desibelin üzerindeki sesler genellikle ağrıya neden olur. Anlaşılması için yüksek sesle konuşmanız gerekiyorsa, arka plan sesi genellikle 90 desibeli aşmaktadır.

Teknolojik cihazlar vasıtasıyla yüksek sese maruz kalmanın bir sonucu olarak kulak çınlaması ve işitmede yaşanan sorunlar özellikle çocuklarda iletişim problemlerine, özgüven düşüklüğüne, dikkat dağınıklığına, akademik başarısızlığa ve duyarsızlığa kadar psikososyal boyutta pek çok başka soruna yol açabiliyor.

Dijital dünya kendi kuralları, değer yargıları ile birlikte giriyor hayatımıza. Yoğun bir şekilde kullanılan sosyal medya platformları, dijital oyunlar, videolar özellikle gençleri gerçek hayattan uzaklaştırabiliyor.

Dijital dünyanın yansımaları bunlarla sınırlı değil elbette. Örneğin izlediğimiz bir videodan hoşlanmadığımızda çarpıya basıyor ve anında çıkıyoruz. Fakat gerçek hayatta durum bu şekilde olmuyor. Gerçek hayatta çarpılar yok. Hoşumuza gitmeyen bir kişiden, bir durumdan, bir olaydan çarpıya basıp anında uzaklaşamıyoruz.

Dolayısıyla dijital ortamlar bireylerde sanal-gerçek ayrımının giderek silikleşmesine, dikkat dağınıklığına, kolaycılığa, tahammülsüzlüğe, duyarsızlığa yol açarak, psikolojik ve fizyolojik bir sağırlığa sebep olabiliyor.

Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda dijital dünyaya ayrılan sürenin makul bir düzeye çekilmesinin, bireylerde sanal-gerçek ayrımının netleşmesinin, dijital dünyanın daha denetimli ve bilinçli kullanılmasının önemi bir kere daha anlaşılıyor.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline İnterneti, ailenize ve arkadaşlarınıza değişmeyin!
Toast Alert...