Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
EBEVEYNLER SOSYAL MEDYA VE KAYGI İLİŞKİSİ HAKKINDA NELERİ BİLMELİ?
Bilinçli İnternet Kullanımı

EBEVEYNLER SOSYAL MEDYA VE KAYGI İLİŞKİSİ HAKKINDA NELERİ BİLMELİ?

Yazar(lar): Psikolog Gülşah AKSAKALLI | Grafik(ler): Burak ÖZÇELİK | 9 August 2019, Friday 09:44 | 975 görüntüleme

Kaygı bozukluğuna sebep olabilecek etkenlerin farkında olmak, uyarı işaretlerini dikkate almak ve çocuğun sosyal medyayı daha sağlıklı ve daha üretken kullanmasını sağlamasına yardımcı olmak önemli bir konudur.


İnternet ortamı, çocukların sosyal medyada karşılaşabilecekleri acımasız yorumlardan, siber zorbalık ve FOMO'ya kadar, fazlaca risk barındırabilmektedir. FOMO, kısaca sosyal medyada olup bitenleri kaçırma korkusu olarak tanımlanmaktadır. Aslında bilgisayar, tablet derken akıllı telefonların da hayatımızın ayrılamaz bir parçası haline gelmesi, zamanla herkesi etkilemiştir. Kişinin çevresindekilerin yaptığı şeylerden haberdar olmaya çabalaması, sürekli olup biteni kontrol etme isteği zamanla duygusal çöküntüye, depresyona yol açabilmektedir.  “Acaba şuan kim nerede tatil yapıyor, benden daha mı çok eğleniyorlar?,”Ben de orada olabilirdim” gibi daha zayıf kişiliğe sahip bireylerin yetersizlik hislerine kapılmasına ve kaygı yaşamasına sebep olabilmektedir. Bir şeyleri kaçırmamak için de sosyal medyada daha çok vakit geçirme ihtiyacı duyabilmektedirler. Kimi zaman davet edilmediğimiz bir yemek ve bu yemek ile ilgili sosyal medyada paylaşılan bir video ya da fotoğraf gibi birçok yetişkin için sorun teşkil etmeyecek durumlar bazen çocuklar ve gençler için risk oluşturabilmektedir.

Yetişkinlerin bakış açısı ve çocukların bakış açısı arasında tabi ki de farklılıklar olacaktır. Çocukların endişe kaynağının dijital ortamdan kaynaklı olduğunu düşünen bazı araştırmacılar sosyal medyanın gençlerin intihar oranlarındaki artış, teknoloji bağımlılığı ve sosyal becerilerindeki eksiklik arasındaki bağlantı ile ne kadar ilgili olduğunu araştırmışlardır. Birçok ebeveyn için de sosyal medyanın çocukları için endişe kaynağı olup olmadığı merak konusudur.
Bazı araştırmaların sonuçlarına göre, çocuklarda sosyal medya kullanımı ile kaygı arasında bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir fakat sosyal medyanın kaygıya yol açtığı veya çocukların kaygılarından kurtulmak için sosyal medyayı kullandıklarına dair kesin ve net bir ifade kullanmak mümkün değildir. Bunların yanı sıra sosyal medyanın nasıl ve ne amaçla kullanıldığı dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur.

UCLA Beyin Haritalama Merkezi'nde yapılan bir araştırma, 13-18 yaş aralığındaki çocukların, fotoğraflarının çok sayıda beğeni almasının beynin ödül merkezinde daha fazla aktivite gösterdiğini ortaya çıkarmıştır.  Çocukların paylaştığı içerikten bağımsız olarak, daha çok beğeni alan fotoğraflardan etkilenmekte oldukları gözlemlenmiştir.

Sosyal medyanın tabi ki olumlu yönleri vardır. Sosyal becerileri zayıf olan, sosyal kaygı taşıyan bireyler sosyal medyadan fayda sağlayabilmektedir. Sosyal medya onlar için bu durumu kolaylaştırabilmekte ve sosyal medyayı başkalarıyla bağlantı kurmak ve arkadaşlık kurmak için kullanabilmektedirler. Diğer bir yandan da siber zorbalık, uyku problemi ve zamanla daha az yüz yüze etkileşim kurma gibi problemlerle de karşılaşabilmektedirler.

Sosyal medyada çok fazla zaman harcamak, kaygı veya depresyon semptomlarına neden olabilmektedir.  Peki, sosyal medya hangi durumlarda olumsuz sonuçlara sebep olabilir bir bakalım:

  • Beğenilere odaklanma: Sosyal medyada beğeni toplama ihtiyacı, gençlerin kendilerine ait görünüşlerini değiştirmelerine, olumsuz birtakım davranışlarda bulunmalarına hatta belki de normalde yapmayacakları şeyleri yapmalarına bile neden olabilmektedir.
  • Siber Zorbalık: Özellikle gençler ve çocuklar sosyal medya kullanımı yoluyla siber zorbalık riski ile karşı karşıya kalabilmektedir. Siber zorbalık, depresyon, kaygı ve intihar düşüncesi riski ile de ilişkili olabilmektedir.
  • Kıyas yapma: Birçok kişi, sosyal çevresinde yer alan kişilerin sosyal medyadaki paylaşımlarının abartıya kaçtığını ve olduğundan daha farklı yansıttığımı bilmesine rağmen bu durumdan olumsuz etkilenebilmektedir. Zamanla kendi hayatı ile karşılaştırma yaparak, fiziksel görüntü dâhil yaşam koşullarına kadar her şeyi daha fazla irdeleme eğilimi gösterebilmektedir.
  • Tanınmayan arkadaşlara sahip olma: Sosyal medya hesaplarında gizlilik ayarları olsa bile, kişiler sosyal medyadaki arkadaşlarının arkadaşları aracılığıyla bile daha çok arkadaş edinebilmekte, tanımadığı halde belki arkadaş listesine bile alabilmektedir. Arkadaş listesindeki tanınmayan kalabalık ise, kişinin paylaştığı her türlü bilginin daha çok kişi tarafından görülebilmesine ve bu kişilerin paylaşılan içeriklerin ekran görüntülerini alarak belki de başka amaçla kullanmalarına yol açabilmektedir. Sosyal medyada gizlilik ayarları olsa da gerçek bir gizlilik aslında söz konusu değildir.
  • Yüz yüze iletişimin azalması: Sosyal etkileşim becerileri, yüz yüze iletişimde daha kolay gelişmektedir. Gençler yüz yüze iletişimden ziyade çevrimiçi daha çok zaman geçirdiğinde empati ve merhamet gibi duygularını geliştirmekte biraz daha zorlanabilmektedir. Empati ve merhamet duyguları insan hayatında önemli ve insanı daha güçlü yapacak iki unsurdur.

Sonuç olarak; sosyal medya ve gerçek yaşam arasındaki dengeyi tutturmanın önemi büyüktür. Aile içinde açık iletişim, kaliteli zaman geçirme, ekranlar olmadan da keyifli vakit geçirmenin ve daha güzel paylaşımlarda bulunmanın mümkün olduğunu çocuklara gösterebilmek önemlidir. Çocukların ve gençlerin sosyal medya ile tüm bağları koparmalarını beklemek ve bunu bir çözüm gibi görmek doğru bir yaklaşım elbette değildir. Bir gencin sosyal medyadan soyutlanmasını beklemek uygulanması zor bir davranıştır.

Ailenin yapması gereken çocuğunun sosyal medyada neler yaptığı, ne şekilde vakit geçirdiği, kimlerle iletişim kurduğu ve sosyal medyanın çocuğunu olumlu ya da olumsuz ne şekilde etkilediğine dikkat etmesi ve gözlemlemesi gerektiğidir. Nasıl ki çocuklarının sağlığı hakkında en ufak bir endişelerinde müdahalede bulunuluyor, kontrol sağlanıyor aynı şekilde sosyal medya için de bu kontrollerin titizlikle yapılması gerekmektedir.

Sosyal medyanın yaratacağı kaygı ve olası diğer olumsuzlukların önüne geçebilmek için ebeveynler şu tavsiyeleri dikkate alabilirler:

  • Çocukların sosyal medyayı daha iyi tanımasına yardımcı olun: İnsanların hayatlarının aslında sosyal medyada sundukları kadar mükemmel ve kusursuz olmadığını onlara anlatın. Herkesin bazen can sıkıcı şeyler yaşayabileceğini, arkadaşları ya da aileleriyle tartışabileceğini ya da sosyal medyada bir şey paylaşırken bulundukları ortamın olduğundan daha iyi görünmesi için ekstra bir çaba harcayabileceğini hatırlatın. Herkesin inişli çıkışlı bir hayatı olabileceğinden mutlaka bahsedin.

  • Çocukları kendilerini geliştirebilecekleri aktivitelere yönlendirin: Çocukların sosyal medya geçirebileceği vakti olumlu bir kazanca çevirebilirsiniz.  Sosyal medyada ilgisini çekebilecek hobi, egzersiz, kitap tavsiyeleri vb. fayda sağlayabileceği etkinliklerle sosyal medyada geçirdiği vakit arasında iyi bir denge kurulabilir.

  • Sosyal medyadaki paylaşımların çocukların duygularını nasıl etkilediği hakkında konuşun:  Diğer insanların paylaşımlarının onları nasıl etkilediği, ne hissettikleri hakkında sohbet edin. Kendi hayatları ile kıyas yapıp yapmadıklarını, kendilerini kötü hissettikleri noktaların olup olmadığını tespit edin.

  • Herhangi bir sıkıntı ile karşılaştıklarında onların yanında olduğunuzu bilmelerini sağlayın: Çocuğunuzun çevrimiçi sosyal hayatının da önemli olduğunu kabul etmeniz, çocuğunuzun kendini daha değerli hissetmesini sağlar ve herhangi bir sorun ile karşılaştıklarında size danışmalarını kolaylaştırır.

  • Gerektiğinde yardım alın: Sosyal medyadan kaynaklı çocukta ruh hali değişikliği gözlemleniyorsa, önceleri yapmaktan keyif aldığı aktivitelerden artık keyif almıyorsa veya göze çarpan daha farklı endişeler söz konusuysa mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerektiği unutulmamalıdır.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Doğum tarihinizi, adınızı, soyadınızı, art arda gelen sayıları şifre olarak kullanmamaya çalışın. En az 8 karakterli, sayılardan, büyük-küçük harflerden ve özel karakterlerden oluşan güçlü şifreler kullanın!
Toast Alert...