Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
ELİNDEKİ BİLGİSAYARI YAVAŞÇA YERE BIRAK…
İnternet ve Bilgi Güvenliği

ELİNDEKİ BİLGİSAYARI YAVAŞÇA YERE BIRAK…

Yazar(lar): Psikolog Hatice GÜNAY | 24 September 2019, Tuesday 16:35 | 2,729 görüntüleme

Gelecekte suçların nasıl olacağıyla ilgili bir fikriniz var mı? Eski çağlarda yaşıyor olsak hırsızlık, dolandırıcılık, soygun, gasp gibi suçlar hep fiziksel olurdu. Fakat günümüzde dijital çağın ilk adımlarını atarken gelecekte bizi hangi suçların beklediğini biraz düşünmekte fayda var.

Gelecekte suçların nasıl olacağıyla ilgili bir fikriniz var mı? Eski çağlarda yaşıyor olsak hırsızlık, dolandırıcılık, soygun, gasp gibi suçlar hep fiziksel olurdu. Fakat günümüzde dijital çağın ilk adımlarını atarken gelecekte bizi hangi suçların beklediğini biraz düşünmekte fayda var.

İnsanlar, dijital dünyada kolay hedeflerdir. Her şey suç işleyen kişi ya da kişilerin parmaklarının ucundaki birkaç tuşla yerle bir olabilir. Böyle bir durumla karşılaşmanız durumunda ilk defa bu şekilde zarar görmenin şokunu yaşarsınız ve bütün dünyanız yıkılır.

Teknolojik evrimin tabii ki birçok olumlu etkisi var. Tıpta kullanımı insan ömrünü iki katına çıkartırken, yapay zeka desteğiyle bir doktor uzak bir hastanede ameliyata girebiliyor. Ücretsiz eğitim olanakları oluşturulup eğitimde fırsat eşitliği sağlanırken tüm dünyadaki milli gelir de artıyor. Ancak böyle olumlu gelişmelerin yanında olumsuz etkileri de maalesef görüyoruz.

Geleceğin en büyük suçlarından birisi siber saldırılardır. Siber saldırıya uğramak için öyle çok malınız, mülkünüz, önemli bilgileriniz olmasına gerek yok. “Bana bir şey olmaz. “ mantığıyla şifrelerini düşük güvenlik seviyesinde kullananlar da saldırıya uğrayabilir, büyük kuruluşların yüksek savunmalı sistemleri de. Belki de karşıdaki saldıran kişi (hacker) sadece sosyal medya kullanıcı adınızı beğendiği için o sosyal medya hesabınızı çalabilir. Ayrıca bir hackerın saldırması için eski usül topa, tüfeğe, silaha ihtiyacı yok. Sadece evindeki bilgisayarına geçip dijital izlerini saklaması için sanal bir yol çizmesi yeterli oluyor.

Siber saldırıları yakalamak çoğu zaman zordur. Bu durumu en çok zorlaştıran etkenler zombi bilgisayar kullanımı, başka ülkelerden atlama yeteneği olabilir. Yani saldırgan A ülkesinden bilgisayara girerken saldırı yapan bilgisayarı Z ülkesinde gösterebilir. Bu sebeple saldırganı yakalamak bazen diplomatik bir meseleye bile dönüşebiliyor. Hele bir de bu saldırı sıfır gün (zero day) saldırısı olursa vay halinize...

Siber suçlular, bilgisayarınıza kötü amaçlı yazılımlar (virüsler, truva atları, solucanlar, vb.) göndererek kolaylıkla saldırabiliyorlar. Kişiler kendilerini korumak için ise antivirüs programları yükleyerek bunları düzenli olarak güncelleyebilir, yüksek güvenlik seviyeli şifreler kullanabilirler.

Bir de insanoğlunun ekrana güvenme gibi bir sorunu var. Halbuki ekran oldukça yanıltıcı olabilir. 70 yaşında pedofil olan birisi kendini 12 yaşında biri olarak gösterebilir. Keza cinsiyeti kadın olan birisi kendini erkek olarak tanıtabilir. Kurban ise ekranda yazana, söylenene inanır, güvenir ama bu güven pahalıya patlayabilir.

Mobil cihazlarda arka planda çalışan uygulamalar bile size zarar veriyor olabilir. Örneğin elektriklerin kesildiğini ve cep telefonunuza indirdiğiniz el feneri uygulamanızı kullandığınızı düşünün. Bu uygulama konum bilgilerinize ya da telefon rehberinize ulaşarak sizin farklı yollarla kurban olmanıza olanak verebilmektedir.

Dijital yeraltı çok fazla açık kaynaklı siber silahla dolu. Dileyen herkes bu siber silahlardan yararlanabiliyor. Biraz araştırma sonucunda saldırı yapma şekillerini adım adım öğrenebiliyorlar. Bazıları ise suçluları bulup para karşılığında suç işleterek amacına ulaşıyor. Büyük verinin (Big Data) de dezavantajlarını görüyoruz böylece.

Pek çok sistem akıllı oldu. Akıllı telefonlar, akıllı evler, akıllı fabrikalar... Buralarda oluşan bağlantılar arttıkça da açıklarımız artmakta. Örneğin; akıllı evlerdeki birkaç teknolojik aleti akıllı telefonumuzla yönetebiliyoruz. Evdeki herhangi bir teknolojik alete saldırı olursa diğerlerine ulaşımı da bir o kadar kolaylaşıyor. Nesnelerin internetinin de dezavantajlarını veya suça açık olmasını bu şekilde örneklendirebiliriz.

Giyilebilir teknoloji ve biyo-teknoloji sayesinde güzel gelişmeler gösteriyoruz. Akıllı saat artık yaygınlaştı ve birçok kişinin vazgeçilmezi oldu neredeyse. Tabii bu arada nakledilebilir tıbbi cihazlar (NTC) da oldukça gelişme gösterdi. Kalp pilleri, insülin pompaları, koklear implantlar da nesnelerin internetine dahil oldu. Fakat bu gelişmeler gösterilirken kalp pili olan bir hastanın içindeki cihazın kontrolünü ele geçirerek intihar edebileceği ya da mirasını almak isteyen ailesinin bir “siber cinayet” işleyebileceği de düşünülmüş müydü? İyi bir amaca hizmet etmek için oluşturulan teknolojik gelişmeler, yanlış kişilerin elinde bir felakete dönüşebilir.

Dijital çağla birlikte oyunlarımız da sanal dünyaya ayak uydurdu. Sokakta oynadığınız topu artık ekranda oynuyorsunuz. Bireyselinden çok oyunculu oyunlara kadar birçok farklı oyun türedi piyasada. Ama bu durum sanal ve gerçek ayrımını oldukça güçleştirmeye başladı. Özellikle erken yaşlarda ekranda oyun oynayan çocuklarda sanal-gerçek ayrımı olmadığı için fiziksel dünyayı tam olarak algılayamıyor. Hatta kendini ekranda oynadığı karakter zannederek o karakterin rolüne girenlerin sayısı da pek az sayılmaz.

Bir de robotlaşma var tabii. Makineler yükseldikçe tehlikelerin de artacağının farkındayız. Bazı insanlar robotların insanları yok edeceğinden, dünyayı istila edeceğinden vb. sebeplerden korksa da bunlardan önce daha gerçekçi ve tahmin edilebilir sonuçları var. Mesela istihdam konusunda büyük değişikliklerin olacağı aşikar. Günümüzde insanların yaptığı vasıfsız işlerin çoğunu gelecekte robotlar üstlenirken daha teknik ve sistematik işleri insanlar yapacak gibi görünüyor. Ayrıca robotların yapılış amacıyla kullanılması da önemli bir nokta. En basitinden şimdiki zamanda bile drone’lar hem iyi hem de kötü amaçlarla kullanılabiliyorsa diğer üç boyutlu robotların bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz katil robotlar gibi kullanılmayacağının garantisini kimse veremez.

Yapay zeka, nanoteknoloji, siber güvenlik, biyo-teknoloji vb. pek çok gelişmenin yan etkilerini de gözardı etmemek gerekiyor. Gelecekte işlenecek suçların pek çoğunun teknoloji üzerinden geleceğinin farkına varmalıyız ve ona göre önlemlerimizi almalıyız.

Sonuç olarak, dijital çağın olumlu etkileri olduğu kadar olumsuz etkileri de var. Bu olumsuzluklar gelecekte farklı suçların oluşmasına da sebebiyet veriyor. Korunmak istiyorsanız çağa ayak uydurmaya ve savunma yöntemlerini öğrenmeye ihtiyacınız var demektir. Bilinmesi gereken en önemli gerçek ise, artık 1’lerin ve 0’ların çağında yaşıyorsunuz. Marc Goodman’ın söylediği gibi “Koda hakimseniz dünyaya da hakim olursunuz.” diyerek yazımı burada sonlandırıyorum.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Teknolojinin sizi belli bir dil kalıbına sokmasına izin vermeyin. Mrb, Slm, Ok, Kib gibi dilimizi bozan kısaltmalar kullanmayın. Unutmayın, dilini koruyan, geleceğini de teminat altına almış olur.
Toast Alert...