Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
EMPATİ EKSİKLİĞİ VE DİJİTAL LİNÇ
Sosyal Ağlar

EMPATİ EKSİKLİĞİ VE DİJİTAL LİNÇ

Yazar(lar): Dr. Şahin BAYZAN - Bilişim Uzmanı | Grafik(ler): Burak ÖZÇELİK | 7 August 2019, Wednesday 16:25 | 629 görüntüleme

Teknolojiyle iç içeyiz. Çoğumuzun akıllı telefonu var ve hemen hemen hepimiz online olarak yaşıyoruz. Sosyal medya platformlarının aktif kullanıcılarıyız. Paylaşıyoruz, beğeniyoruz ve yorum yapıyoruz. Tanıdığımız, tanımadığımız binlerce kişiyle iletişim halindeyiz.


Teknolojiyle iç içeyiz. Çoğumuzun akıllı telefonu var ve hemen hemen hepimiz online olarak yaşıyoruz. Sosyal medya platformlarının aktif kullanıcılarıyız. Paylaşıyoruz, beğeniyoruz ve yorum yapıyoruz. Tanıdığımız, tanımadığımız binlerce kişiyle iletişim halindeyiz. Elimizdeki akıllı telefonumuz, tabletimiz, masamızdaki bilgisayarımız, çantamızdaki dizüstü bilgisayarımız, evimizdeki akıllı televizyonumuz internet ile birleşince hayatımızı kolaylaştıran bir araç haline dönüşmüş durumda. Dakikalar içinde birçok işimizi halledebiliyoruz. Hemen hemen her türlü bilgiye anında erişim imkânımız var. Özetle; çok zaman gerektiren işlerimizi, az zamanda gerçekleştiriyoruz. Teknoloji, bu ve daha birçok fırsatı bize sunuyor. Sosyal medya başta olmak üzere İnternetin getirdiği fırsatların yanında elbette birtakım riskleri de var. Bunların da farkında olmamız gerekiyor. Aksi durumda teknoloji bizim mağduriyet yaşamamıza neden oluyor. Eğer risklerin farkında olmayıp, gülü seven dikenine katlanır mantığıyla hareket edersek, işte o zaman diken katlanılmaz hale gelebilir. İşte Dijital Linç de bu katlanılmaz davranışlardan sadece biri ve internet kullanıcılarının belki de en katlanamayacağı davranış, bir siber zorbalık örneği. Dijital linç, isminden de anlaşıldığı gibi kişilerin, firmaların ve markaların dijital dünyada linç edilmesi, itibarlarına zarar verilmesidir.

Hepimiz insanız. Her zaman aynı frekansta hareket etmiyoruz, edemiyoruz. Sevinçlerimiz, kızgınlıklarımız, kırgınlıklarımız, öfke nöbetlerimiz olabiliyor. Bu anlarımızda bazen kendimizi frenlesek de maalesef bunu her zaman başaramıyoruz. Sonuçta robot değiliz. Başta da söylediğim gibi insanız, duygularımız var. Dışarıdan gelen saldırılar karşısında duygularımız hırpalanıyor, onurumuz, gururumuz zedeleniyor. Tüm bunlar nefsimize ağır geliyor ve bizler bu yükü kaldıramıyoruz. Üst üste gelen bu durumlar karşısında sabredemiyor ve patlıyoruz. Belki de anlık kızgınlık ve öfkeyle yapmamamız gereken şeyler yapıyoruz veya söylüyoruz. Hani bir atasözümüz vardır ya “Öfkeyle kalkan, zararla oturur” diye, aynı bu durum oluyor. İşte bu anlarımızda internette, sosyal medyada karşımızdaki insanlara orantısız tepkiler verebiliyoruz, belki onurlarını rencide edebiliyoruz. Bir anlamda dijital ortamda karşımızdaki kişileri linç girişiminde bulunabiliyoruz. Hâlbuki bu yapılan tamamıyla bir suç ve bunun bir cezai yaptırımı da var. Cezai yaptırımını bir kenara bırakalım, karşımızdaki insanın masum olabileceğini düşünmeden hareket ediyoruz. Dijital ortamda yapıldığı için de karşıdakine verdiğimiz zararın boyutunu göremiyoruz.

Bazılarımız dijital linç gibi siber zorbalıkları anlık öfke ve kızgınlıklarının sonucunda yapıyor olsa da bu durum yapılanın suç olduğu, zorbalık olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Fakat internette ve özellikle sosyal medyada öyleleri var ki, elindeki iletişim araçlarını bu tür zorbalıkları kasıtlı olarak ve karşısındaki kişinin veya işletmenin itibarına zarar verecek şekilde yapıyor. Bunu o kadar kötü bir niyetle yapıyor ki bir seferle yetinmiyor tekrar tekrar yaparak karşı tarafa zarar veriyor. Bu linç bazen kendini iftira şeklinde, bazen tehdit şeklinde bazen de öfke dolu mesajlar şeklinde gösteriyor. Hukukta “Bir kişi ya da kuruluş hakkında bir iddiada bulunan, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür” şeklinde bir kural vardır. Fakat internet ve sosyal medyada kişilere ve kurumlara yapılan dijital linçlerde, hukukun bu kuralı yerle bir ediliyor. Linç girişiminde bulunanlar, çamuru at izi kalsın mantığıyla hareket ediyorlar. Ortaya attıkları iddiaları ispatlama yükümlülüğünü kendinde görmüyorlar. Bırakın kendinde görmeyi, farklı kimlikler arkasına saklanarak bu işi yapıyorlar.

Aslında dijital linç girişiminde bulunanların kötü niyetleri, kimliklerini gizlemelerinden net olarak belli oluyor. Bu tür olaylarda linç etme niyetiyle hareket edenin kötü niyetini anlarsınız. Fakat kişiyi en çok acıtan, bu tür iddialar karşısında kişinin çevresinde bulunan kişilerin yaklaşımı olmaktadır. Farklı kimlikler ardında dijital linç yapanların, itibar suikastında bulunanların yaptıkları, kişinin yakın çevresi tarafında doğru muamelesi görebiliyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz yaklaşımıyla hareket edilerek kişinin karşı karşıya kaldığı linç girişimi normalleştiriliyor. Bu çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Bugün başkasının başına gelen bir şeyin, yarın bizim başımıza gelmeyeceğini kimse garanti edemez. İnsani bir davranış olan empati özelliğimizi kaybetmemeliyiz ve bu tür durumlarda kullanmalıyız. Aynı şey banim başıma gelseydi ne yapardım sorusunu kendimize sormalıyız.

İnternet ve sosyal medyada birçok kişiyle iletişim kuruyoruz. Herkesin bu ortamda düşüncelerini medeni ve evrensel kurallara göre ifade etme özgürlüğü var. Herkes bizimle aynı düşünecek diye bir kural da yok. O halde hoşumuza gitmeyen bir yorum yapıldığında, paylaşımda bulunulduğunda linç etme yaklaşımıyla hareket etmemek gerekiyor. Unutmamak gerekir ki insanların özel alanlarına girmek, kişilikleri, eğitim durumları, statüleri ile ilgili yorum yapmak, hakaret etmek, küfretmek, kişiyi küçümseyici yaklaşımlarda bulunmak ve eleştirmek ifade özgürlüğü kapsamına girmeyen şeyler.

İnternet her ne kadar fikirlerin paylaşılması noktasında özgür bir ortam olsa da kişiler, bu ortamda başkalarının özgürlüğünü ihlal edecek şekilde hareket etme hakkına sahip değillerdir. Linçin tanımından hareketle bizler, bir topluluğu, bir suçluyu ya da bize göre suç olan bir davranışta bulunmuş birini, yumruk, taş, sopa gibi araçlarla döve döve öldürme gibi bir hakkımız yok. Gerçek hayattaki bu yaklaşım, internet ortamı için de geçerli. Bir başkasının itibarını yapılan her türlü linç girişimi gerçek hayatta öldürme maksadıyla atılan yumruktan, taştan, sopadan hiçbir farkı yoktur. Gerçek hayatta olduğu gibi internet ortamında da kimsenin bunu yapmaya hakkı yoktur, olmaması gerekir.

Dijital ortamda yapılan linç girişimlerinin gerçek hayattaki şiddetten ortam dışında hiçbir farkı yoktur. Herkesin aynı şeyleri sevmesi, aynı fikirleri savunması, aynı şeyleri yapmaktan hoşlanması düşünülemeyecek olan bir dünyada kimsenin, sosyal medyada yaptığı bir yorumdan dolayı başkalarını dışlaması, ötekileştirmesi daha da ötesine geçerek yorumlara verdikleri cevaplarla linç etme girişiminde bulunması insanı bir yaklaşım değildir, olamaz da…
Bu tür olumsuzlukların önüne geçmek için yapılması gereken;

  • Empati yapma
  • Farkındalık oluşturacak eğitim
  • Farkındalık oluşturacak kamu spotları
  • Bu tür suçlara kaşı caydırıcı cezai yaptırımlar
  • Bu tür olaylar karşısında sessiz kalmama ve sorumluluk
  • İnternette yapılan zorbalıklara karşı duyarlı davranma
  • Bu tür olaylar karşısında rol model olacak tutum sergileme
  • Bu tür olaylarda şikâyet/bildirim mekanizmalarını kullanma

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Gerçek hayatta olduğu gibi, internet ortamında da tanımadığınız kişileri arkadaş edinmeyin, temkinli olun.
Toast Alert...