Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
TEKNOLOJİ BİZİ HASTA EDİYOR -2
İnternet ve Teknoloji

TEKNOLOJİ BİZİ HASTA EDİYOR -2

Yazar(lar): Gülbahar AYTEKİN - Gazeteci | Grafik(ler): Burak ÖZÇELİK | 5 September 2019, Thursday 14:31 | 565 görüntüleme

Teknolojinin insanlığa getirdiği bazı durumlar gerçekten bir nimet olurken, bazı durumlar ise kişiyi pek çok zor duruma düşürebiliyor. Burada kritik nokta şu: Teknolojinin ve özelde internetin fırsatlarını anında yaşayıp, deneyimleyebilirken, zararlarını ise anında göremeyebiliyoruz. Bir dahası olmayan, varsayımlarla hareket edilmemesi gereken bir alan olan sağlık, internetin ve sosyal medyanın çok yönlü etkilerine terkedilemeyecek kadar ciddi bir konu. Yanlış algı ve kaygı hali ile yaklaşıldığında kişiyi oldukça zor durumlara düşüren, sağlığımı kazanayım derken sağlıktan eden bir konudan bahsedeceğiz.

Teknoloji kullanımının üzerimizdeki çok yönlü etkilerini işlerken, pek çok problemli kullanımdan, kavramdan ve hastalıktan bahsettik. Mobil telefon yoksunluğu korkusu olan Nomofobi, internetsiz kalma korkusu Netlessfobia, sanal dünyada olup biten her şeyden ve herkesten haberdar olmanın patolojik boyutu olan Fomo, şarj bağımlılığı anlamına gelen Plagomani… Bütün bunlar kişinin psikolojik, sosyolojik, fizyolojik ve kültürel olarak sorunlar yaşamasına ya da zaten var olan sorunların daha da büyümesine sebep olabiliyor. Bunlar bir köşede dursun.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi, internet kullanımının yaygınlaşması hayatımızı topyekûn değiştirdi ve değiştirmeye devam ediyor. Oturduğumuz yerden pek çok işi yapar hale geldikçe (e-okul, e-alışveriş, e-bankacılık, e-devlet, çevrimiçi oyun, iletişim…) oturduğumuz yerden “her şeyi” yapabileceğimiz yanılgısına düşüyoruz.

Teknolojinin insanlığa getirdiği bazı durumlar gerçekten bir nimet olurken, bazı durumlar ise kişiyi pek çok zor duruma düşürebiliyor. Burada kritik nokta şu: Teknolojinin ve özelde internetin fırsatlarını anında yaşayıp, deneyimleyebilirken, zararlarını ise anında göremeyebiliyoruz. Bu da uzun vadede, farkında olmadan, pek çok zarara uğramamıza ve pişmanlıklar yaşamamıza sebep olabiliyor.

Bir dahası olmayan, varsayımlarla hareket edilmemesi gereken bir alan olan sağlık, internetin ve sosyal medyanın çok yönlü etkilerine terkedilmeyecek kadar ciddi bir konu. Yanlış algı ve kaygı hali ile yaklaşıldığında kişiyi oldukça zor durumlara düşüren, sağlığımı kazanayım derken sağlıktan eden bir konudan bahsedeceğiz: Siberkondria.

Siberkondria

Günümüzde aklımıza takılan, merak ettiğimiz, hakkında bir şeyler öğrenmeye çalıştığımız konuları internetten araştırmaya ve bilgilenmeye çalışırız. Çünkü internetten hızlı, kolay, masrafsız, yorulmadan pek çok bilgiye ulaşma imkânı bulunur. Buraya kadar her şey normal.

Sorun şu ki, hakkında bilgi almaya ve bir şeyler öğrenmeye çalıştığımız konu sağlık olunca, avantajlar dezavantaja, fırsatlar risklere dönüşebiliyor ve işin rengi biraz değişiyor.

Sağlık hayatımızdaki en önemli konuların başında gelir, hatta en önemlisidir. Fiziksel ve ruhsal sağlığımız olmadan hayattaki pek çok şeyin önemini yitireceğini biliriz. Bu yüzden sağlığımızla ilgili konulara her zaman ayrı bir ihtimam gösteririz, göstermeye çalışırız. Fakat İnternet çağında bu ihtimamı gösterirken bazı tuzaklara düşebiliyor ve yanılabiliyoruz.

Örneğin bedenimizde hissettiğimiz en ufak bir belirtiyi, baş ağrısı veya yorgunluk gibi, arama motorlarında aratarak bedenimize “ne” olduğunu anlamaya çalışıyor tabiri caizse kendi kendimizin doktoru rolüne giriyoruz. Kendi kendinin doktoru olmak kötü mü? denilebilir fakat kazın ayağı öyle değil. İnternetten hastalık araştırması yaptıkça, kendi kendimize teşhis(!) koyuyor ve her şeyi bildiğimizi var sayarak, kendi kendimizi manipüle ediyoruz.

Siberkondria olarak adlandırılan bu durum; bireylerin sağlık konusundaki endişelerini giderme dürtüsü ile internetten aşırı ve tekrarlayan bir şekilde sağlıkla ilgili bilgi araması sonucu sağlık kaygısının daha da artması olarak tanımlanıyor.

Neyim Var (Google) Ölecek miyim?

Siberkondrialı kişiler, sağlıkları ile ilgili edindikleri temelsiz, yanlış bilgiyle patolojik olarak kaygı ve endişe halini yaşıyorlar. Doktora gitme seçeneğini göz ardı edip internetten edindikleri bilgilerle, farkında olarak veya olmayarak, kendi kendilerine teşhis dahi koyabiliyorlar ki bu, durumun ciddiyetini göstermesi açısından oldukça önemli.

Peki, internetten sağlıkla-hastalıkla ilgili araştırma yapan herkes Siberkondria belirtisi mi taşıyor? Elbette hayır. Bu durum, sağlık kaygısı yaşayan ve bu kaygıyı “hipokondriyal” anlamda yaşayan kişiler için geçerli. Böyle kişiler sürekli kendi sağlıkları ile meşgul olurlar ve kendilerinde mutlaka ciddi bir rahatsızlık olduğuna inanırlar. Bu durumda olan bireylerin de çevrimiçi ortamda edindikleri bilgiler faydadan çok zarara dönüşür. Ve sonuç olarak, sağlıkla ilgili duyulan kaygı sebebiyle yapılan araştırmalar, kaygının ve anksiyetenin daha da artmasına sebep olur.

Yani doktorlarda değil de; sosyal ağlarda, internette ve bloglarda aranan şifa genellikle bireyleri daha büyük bir endişeye ve sıkıntıya düşürür. Çünkü internette karşılaştığımız her bilgi doğru olmadığı gibi, aranan bir bilginin arama motorunda ilk sırada olması (Yani popüler erişime sahip olması), çok fazla okunmuş, çok fazla yorumda bulunulmuş olması o bilginin güvenilir olduğu anlamına gelmeyebilir. Bir de buna endişe, abartı ve evhamla yazılmış kişisel yorumları, bireyin hipokondriyal halini de eklersek şöyle diyebiliriz: Vücudumuzda hissettiğimiz sıradan bir belirtinin arama motorlarında arandığında sonunun “ölüme” çıkması ihtimali bir hayli yüksek(!)

Sağlıkla ilgili çevrimiçi araştırma yapmak patolojik olmadığı sürece olağan bir durumdur, hepimizin yaptığıdır ve avantajları da bulunmaktadır. Yapılan doğru ve bilinçli aramalar, bireyleri sağlıkları ile ilgili daha sorumlu bir tutuma yönlendirir. Uygun bir diyete uymak, egzersiz yapmak, sağlıklı beslenme programları oluşturmak ve öngörülen tedaviye uymak gibi. Ayrıca sağlıkla ilgili hizmet veren güvenilir web sitelerinden, doktor görüşlerinden bilgi alınması da, kişilerin sağlıkları ile ilgili izleyecekleri yolları kolaylaştırır.

Fakat her şeye rağmen, sağlığımızla ilgili duyduğumuz endişeleri gidermenin yolu, şifayı sanal dünyada, sosyal medyalarda, forumlarda aramak değildir. Özellikle sosyal medyanın “sağlık” konularında bizi tuzağa düşürüp yanıltması öylesine kolaydır ki…

Bu yüzden sağlıkla ilgili konularda çevrimiçi araştırma yapılsa da yapılmasa da, gerçek hayatta bir hastanenin yolunu tutmak ve bir doktorun kapısını çalmak her zaman için en sağlıklı olan yoldur.

Cyberloafing (Sanal Kaytarma)

Sırada hemen hepimizi çok yakından ilgilendiren bir kavram var: Sanal Kaytarma!

Sanal Kaytarma adından da anlaşılacağı gibi, çalışanların iş yerinde, çalışma saatleri içinde internet, bilgisayar, mobil telefon gibi teknolojik cihazları kendi kişisel amaçları doğrultusunda kullanmaları olarak tanımlanıyor.

Kaytarma kelimesine aşina olsak da, kavramın dijital versiyonu internet ve bilgi çağına özgü yeni bir kavram. Siber Aylaklık (Cyberbludging), Sanal Kaytarma (Cyberloafing), İnternetin Kötüye Kullanımı, İşyerinde Kişisel İnternet Kullanımı, Sanal Miskinlik (Cyberslacking), Çevrimiçi Kaytarma (On-line loafing), Siber Sapkınlık (Cyberdeviancy) gibi pek çok ismi bulunmaktadır.

Yani teknolojinin problemli bir kullanımı daha. Kişinin önce kendisine, sonra da çalıştığı iş yerine karşı sorumluluğunu tam olarak yerine getirmesini engelleyen, sosyal olarak da pek çok açıdan sebeplerinin incelenmesi gereken bir durum.

Teknolojik cihazların, sosyal medya ve internetin sürekli olarak bireylerin dikkatini dağıtmak, odaklanmayı engellemek, oyalamak, eğlendirerek, meraklandırarak, ödüllendirerek oradan oraya sürüklemek ve sonunda da bağımlılık oluşturmak üzerine inşa edilmiş öngörülemez yapısı göz önüne alındığında Sanal Kaytarmanın neden ve nasıl oluştuğunu daha kolay anlayabiliriz.

İş yerinde çalışma saatleri içinde her kişisel kullanımın sanal kaytarmaya girdiğini söylemek pek de adil olmayacaktır. Kişinin bireysel gelişimini ve dolayısıyla işini destekleyen; video, eğitim, makale, araştırma vb. içeriklerin de internet ortamında dijital bir şekilde bulunduğunu unutmamak gerekir.

Konu ile ilgili yapılan araştırmalarda:

  • Zarar verici veya bozucu sanal kaytarma,
  • Yaratıcı ve boş zamanları doldurucu sanal kaytarma
  • Öğretici sanal kaytarma

Olmak üzere konu üç boyutta incelenmiştir.

Sanal Kaytarmayı diğer sorunlu internet kullanımları olan, Fomo, Nomofobi, Netlessfobiadan ayrı düşünmemek gerekiyor. Sanal Kaytarma, üzerine çokça konuşulması, tartışılması ve araştırmalar yapılması gereken, çağımıza özgü yeni bir sorun olarak literatürde yerini almış bulunuyor.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Bağımlılık sorunlarının önüne geçmek için, internette geçirdiğiniz süreyi sınırlandırın.
Toast Alert...