Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
Dijital Oyunlar: Bağımlılık mı? İstihdam mı?
Bilinçli İnternet Kullanımı

Dijital Oyunlar: Bağımlılık mı? İstihdam mı?

Yazar(lar): Dr. şahin Bayzan | 9 August 2022, Tuesday 15:43 | 134 görüntüleme

Bilgisayar oyunu, online oyun, çevrimiçi oyun, mobil oyun; hangi ismi söylerseniz söyleyin hepsi aynı kapıya çıkıyor ve hepsi dijital oyun. Çünkü hepsi de dijital araçlarla oynanıyor. Oyun denilince akla ilk gelenlerden biri de bağımlılık, oyun bağımlılığı. Çünkü toplumda böyle bir önyargı oluşmuş.

Bir de işin milyarları bulan ekonomik yönü var. Bunu nereye koyacağız. Oyun sektörü, son yıllarda dünyada en hızlı gelişen sektörlerden biri. 2018 yılında toplam küresel pazarı 138 milyar dolar olan oyun sektöründe 2019 yılında bu rakam 152 milyara yükseldi.

Covid-19 pandemisinin yoğun olarak yaşandığı 2020 yılında ise küresel oyun pazarının büyüklüğü pandemi ve kampanyaların da etkisiyle 177 milyar dolara yükseldi. 2021 yılında az da olsa duraklama görülen dijital oyun pazarının büyüklüğü 176 milyar olarak gerçekleşti.

Hemen hemen her yaş grubundan kullanıcısı olan dijital oyunlarda kullanıcı sayısında da yıllar geçtikçe artan bir sayıdan bahsetmek mümkün. 2018'de 30 milyon civarında olan oyuncu sayısı 2021 sonu itibariyle 42 milyona çıkmış durumda. Türkiye'de 2018 yılında oyun pazarının büyüklüğü 850 milyon dolara olarak gerçekleşmişti. 2021 yılının sonu itibariyle pazar büyüklüğünün 1.2 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz.

Türk oyun şirketlerinin aldıkları yatırımlar göz önünde bulundurulduğunda Küresel ölçekte başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Şirketler oyun sektöründeki yeni gelişmeleri çok iyi takip ediyorlar, insan kaynağının da artmasıyla birlikte oyun kalitesinde gözle görülür ilerlemeler kaydediliyor. bu da Türk oyun şirketlerinin daha fazla yatırım almasına önemli bir katı sunuyor. Türk oyun şirketlerinin oluşturduğu milyon dolarlık hacim dünyanın farklı ülkelerinden ülkemize beyin göçünü de sağlıyor.

Birçok Türk oyun şirketinde farklı ülkelerden çalışanları görmek mümkün. Bir anlamda bu, Türk şirketlerinin küresel pazarda söz sahibi olduğunu gösteriyor. Türk oyun yazılımcılarının da yabancı oyun şirketlerince büyük ilgi gördüğünü de belirtmek gerekir. Aslında her iki yönde bir beyin göçü var.

Oyunu sadece oyun olarak düşünmemek gerekiyor. Dijital oyunların, bir ülkenin turizmine, tanıtımına, kültürel tanıtımına katı sağlayarak bir kama değer oluşturduğunu unutmamak gerekiyor. Oyun ekonomisinin istihdama yönelik olumlu katkılarını da bunlara eklersek daha da anlamlı bir durum oluşuyor.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Güvenli İnternet Merkezi tarafından yürütülen açık kaynak projesi kapsamında oluşturulan Dijital Oyunlar kitap serisi dijital oyunları her yönüyle ele alıyor. Dijital Oyun ekonomisi de ele alınan konular arasında bulunuyor. Dijital Oyunlar Kitabı yazarlarından Arş. Gör. Gizem Ateş ve Prof. Dr. Cemalettin Aktepe Dijital Oyun Ekonomisi Bölümünde dikkat çekici şu açıklamalara yer veriyor:

"Küresel ticarette dijital oyun ekonomisi, yüksek gelir getirici inovatif bir endüstri alanı olarak yer almakta. Dijital oyun pazarının büyüklüğü ve ihracat potansiyeli ülkeler için dikkat çekici bir alan. Bu noktada etkin rol alan uluslararası işletmelerin dijital oyun ekosistemindeki sürdürülebilir başarısı; dünya toplumları için değer yaratma, refah artırma, eğitim-sanat-bilim gibi birçok alanda yaratıcı yeteneklerin teknolojik ilerlemeye katkı sağlamasına olanak tanıyor. Uluslararası rekabette yazılım, hukuk, uluslararası ticaret gibi farklı disiplinlerin entegre çalışmasına ve emek sahnesinin nitelikli sosyal sermayesine olan ihtiyacını güçlendiriyor.

Tutku, kâr ve inovasyonun bir araya gelerek dijital oyunların sınırını her defasında yeniden belirlemesi küresel değer zincirinden küresel değer ağlarına aktarımını daha fazla genişletiyor. Dünyada artan takipçisi, global üreticisi ve geliştiricisi, marka değeri, cirosu, ihracat potansiyeli ile önemli pazar çeşitliliği sektöre yeni girişleri cazip hale getiriyor. Bu noktada teknokent, startup düzeyinden başlayarak uluslararasılaşmaya devam eden işletmelerin iş birliği içinde yer almalarına, başarısız olanların sektörden çıkmaktan ziyade yeniden örgütlenmesine olanak sağlayan politikaların geliştirilmesi, dijital oyun ekonomisinde önemli avantajlar sağlayacaktır."

Fakat gel gör ki oyun denilince bazılarının aklına hemen oyun bağımlılığı geliyor. Toplumda dijital oyunlara karşı sanki böyle bir önyargı oluşmuş. Eğer bunu dillendiren bir ebeveyn ise hemen çocuğunun çok fazla dijital oyun oynadığından, oyun bağımlısı olabileceğinden konuşmaya başlıyor. Halbuki oyunu oynayan sadece çocuk değil ki. yediden yetmişe çoğu kişi oyun oynuyor. çünkü oyun oynayarak eğlenmek de bir ihtiyaç sonuçta. sorun oyun oynamak değil, oynanan oyunu tadında bırakamamak. Zaten Dünya Sağlık Örgütü oyun bağımlılığını hastalık olarak tanımlarken oyunu oynamayı tadında bırakamayıp, oyunu hayatının tamamına konumlandıranların, tadında bırakamayanların, zaruri ihtiyaçlarını oyun sebebiyle aksatanların durumuna işaret ediyor.

Aslında bağımlılık yaratan değil de kaliteli zaman geçirebileceğimiz oyunları oynarsak ve bunu da tadında bırakacak şekilde yaparsak sanırım oyun bağımlılığına gidecek süreç baştan önlenmiş olur. Artık bugün, lisans seviyesinde oyun tasarımına yönelik eğitimler veriliyor. Tüm bu gerçekler ortada iken, oyunların aşırı kullanım noktasındaki olumsuzluğuna odaklanıp, ekonomik boyutunu göz ardı edemeyiz. Ailelerin çocuklarını bu konuda eğitmeleri, bilgilendirmeleri olası sorunları en aza indirecektir.

Dijital oyun oynama noktasında önce ebeveynler çocuklara rol model olmalı. Kendisi oyun oynayıp çocuğa sen oynama demenin hiç bir anlamı yok, çocuğa etki de etmiyor zaten. Önce biz ebeveynler sınırlarımızı bilmemiz gerekiyor. Oyun oynamayı tadında bırakabilirsek, söylediklerimizle yaptıklarımız tutarlı olduğunda çocuklarımıza da iyi bir rol model olabiliriz. o zaman oyun oynamada sınırları aşan çocuğumuza sınır da çizebiliriz, frenine de basabiliriz. Zamanla da çocuklarımızda tadında oyun oynama kültürü de oluşturabiliriz.

Bir de ebeveynler olarak çocuklarımızı tüketmekten ziyade üretmeye yönlendirebilirsek harika olacaktır. Çocuğa kendi oyununu tasarlama fikrini vermek bir ebeveyn için zor olmasa gerek. Bu fikir zamanla belki de çocuğunuzun kariyer planında önemli bir yere sahip olacaktır. Ailelerin, geçmişte ve bazen de günümüzde çocuklarını uzak tutmaya çalıştığı dijital oyunların, aynı çocuklara fırsatlar dünyasının kapılarını araladığını görmemezlikten gelmemek gerekir.

Bu zamana kadar tüketenler değil, hep üretenler yani çalışanlar kazandı. Bundan sonra da bu kural değişmeyecek. onun için çocuklarımızı sadece dijital oyunlarda değil her alanda tüketen değil, üreten odaklı yetiştirmek zorundayız. Neden mi? Çünkü başarılı olmak, parlak bir geleceğe sahip olmak üretmekten geçiyor da ondan...

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Teknolojinin sizi belli bir dil kalıbına sokmasına izin vermeyin. Mrb, Slm, Ok, Kib gibi dilimizi bozan kısaltmalar kullanmayın. Unutmayın, dilini koruyan, geleceğini de teminat altına almış olur.
Toast Alert...