Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
RAHAT YA DA RAHATSIZ OLUN: DİNLENİYORUZ! TAKİP EDİLİYORUZ!
16 August 2019, Friday 17:28

RAHAT YA DA RAHATSIZ OLUN: DİNLENİYORUZ! TAKİP EDİLİYORUZ!

Yazar(lar): Dr. Şahin BAYZAN - Bilişim Uzmanı | Grafik(ler): Burak ÖZÇELİK | 16 August 2019, Friday 17:28 | 619 görüntüleme

Dünyada ve Türkiye’de yoğun olarak kullanılan bu uygulamaların sahipliğine baktığımızda tek bir gerçek var: uygulamaların tamamının menşei ABD yani kullanıcıların tüm verileri bu ülkede depolanıyor. Diğer bir çarpıcı gerçek ise bu uygulamaların dördünün (Facebook, Whatsapp, FB Messenger, Instagram) Facebook’a ait olduğudur. Bugün bizler arama yapmak için Google, yazışmak için Whatsapp ve FB Messenger, paylaşmak için Facebook ve Instagram, izlemek için Youtube kullanıyoruz. Bunda ne anormallik var diye sorabilirsiniz. Elbette yok, fakat tüm paylaşım ve yazışmalarımızı yaptığımız uygulamaların, bu hizmeti bizlere bedava kullandırmasındaki gerçeğin ne olduğunu da bilmek zorundayız.


Son 30 yılda teknolojik gelişmelerde çok büyük değişim ve dönüşüm yaşandı. Yaşanmaya da devam ediyor. Bugün akıllı telefonum yok diyen çok az insan kaldı. Anlık yaşıyoruz ve anı yaşamanın çabası içerisindeyiz. Sosyal medya platformları, arama motorları, çevrimiçi oyunlar, mobil uygulamalar, video izleme platformları en çok zaman harcadığımız mecralar. Bir anlamda bizler üretmekten ziyade tüketiyoruz. Gerçek hayatta tüketim toplumu olma yolundaki alışkanlıklarımızı, internet ortamında da devam ettiriyoruz. Ürettiğimiz içerikten çok daha fazlasını tüketiyoruz.

Günümüzde geliştirilen mobil uygulama sayısına bakıldığında Google Play Store’daki uygulama sayısının 2.5 milyonu aştığını, Apple App Store’daki uygulama sayısının 2 milyona ulaştığını, Windows Store’da ise 1 milyona yaklaştığını görüyoruz. Tüm bu uygulamalar içerisinde dünya genelinde en çok kullanılan uygulamalara bakıldığında Facebook, Youtube, Whatsapp, FB Messenger, Instagram, Twitter gibi uygulamaların ilk sıralarda olduğunu görüyoruz. İstatistikler bize, Türkiye olarak durumun, uygulamaların kullanım sıralaması dışında farklı olmadığını gösteriyor.

Dünyada ve Türkiye’de yoğun olarak kullanılan bu uygulamaların sahipliğine baktığımızda tek bir gerçek var: uygulamaların tamamının menşei ABD yani kullanıcıların tüm verileri bu ülkede depolanıyor. Diğer bir çarpıcı gerçek ise bu uygulamaların dördünün (Facebook, Whatsapp, FB Messenger, Instagram) Facebook’a ait olduğudur. Bugün bizler arama yapmak için Google, yazışmak için Whatsapp ve FB Messenger, paylaşmak için Facebook ve Instagram, izlemek için Youtube kullanıyoruz. Bunda ne anormallik var diye sorabilirsiniz. Elbette yok, fakat tüm paylaşım ve yazışmalarımızı yaptığımız uygulamaların, bu hizmeti bizlere bedava kullandırmasındaki gerçeğin ne olduğunu da bilmek zorundayız.

Bu uygulamaları, platformları kullanırken “önce düşün, sonra paylaş” türü uyarıların sıklıkla yapılmasının herhalde bir anlamı olması gerekir. Gizlilik ayarlarının yapılmasının öneminin çok vurgulanmasının bir sebebi olması gerekir. Gizlilik derken, biz internet kullanıcıları gizliliğimizi, paylaşımlarımızı istemediğimiz kişilerin görmemesi noktasında, kişisel bilgilerimizi herkesin görüntüleyememesi noktasında sağlıyoruz. Bu platformlara yani bu platformlarda paylaşılan her türlü bilgilerin depolandığı sunuculara hükmeden kişilerden, kurumlardan ya da ülkelerden gizliliğimizi koruyabildiğimizi mi düşünüyoruz? Gerçekçi olalım ve kendimizi kandırmayalım. Biz gizliliğimizi ve güvenliğimizi sadece çevremizdeki veya dünyadaki diğer kullanıcılara karşı sağlayabiliyoruz. Bu seçenekleri bize sunan da zaten kullandığımız platformların kendisi. Bu hizmeti vermek için kullanılan binlerce sunucunun, tüketilen elektriğin, bu sistemlerin bakımının, uygulamalarını geliştirilmesi için gerekli olan milyonlarca dolar maliyetin bir yerlerden karşılanması gerekmez mi? Elbette gerekir. İşte bizler bu platformların tüketicileri, müşterileriyiz. Yani ürün bedava gibi görünüyor olabilir. Fakat asla bedava değil, çünkü onların ürünü biz kullanıcılarız.

Elbette kullanalım kullanmasına fakat kendi özgür irademizle verdiğimiz izinler sayesinde yeri gelince dinlendiğimizin ve takip edildiğimizin de farkında olalım. Örneğin, bir arkadaşımızla telefonda sadece ikimizin bildiği bir konuda konuştuktan beş dakika sonra internete girdiğimizde, karşımıza konuştuğumuz konuyla ilgili reklamlar çıkıyorsa, bunun nedeninin, akıllı telefonumuzda kullandığımız uygulamaların telefonumuzun mikrofonuna erişmesine izin vermemizden kaynaklandığını bilmek zorundayız.

Eskiden telefonu konuşması yapılırken bir cızırtı olduğunda “acaba beni mi dinliyorlar” diye insanlar şüphe duyardı. Şimdi ise herhangi bir cızırtı olmasına gerek kalmadan verilen izinlerle uygulamalar bunu yapabiliyor. Hatta 1-2 gün önce internete düşen bir haber de Facebook'un Messenger kullanıcılarının aramalarını dinleyerek yazıya döktürdüğü” iddia ediliyordu. Her ne kadar Facebook ve kurucusu Mark Zuckerberg bu tür iddiaları reddetse de bunun olabilecek bir durum olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor.Çünkü biz internet kullanıcıları, kullandığımız uygulamaların, elimizdeki akıllı telefonumuzun mikrofonuna, rehberine, depolama bölümüne erişimine izin verdiğimizi unutmayalım.

Yazıyı yazarken ülkemizde yoğun olarak kullandığımız, benimde kullandığım Facebook, Youtube, Whatsapp, FB Messenger, Instagram, Twitter gibi uygulamalara hangi izinleri verdiğime baktım. Her ne kadar bu izinleri değiştirmek biz kullanıcıların elinde olsa da, uygulamaları ilk kurduğumuzda verdiğimiz izinler bunlar. İzin vermezseniz ne yazık ki bu uygulamaların bazı özelliklerini kullanamıyorsunuz. Verdiğimiz izinlere gelince; kamera, kayıt yeri, konum ve mikrofon, arama kayıtları, takvim, telefon, kişiler, konum olarak sıralanıyor. Uygulamanın kullanım amacına göre talep ettiği izinler değişiyor olsa da genel anlamda verilen izinler bunlardan ibaret.İnternet bağlantımız açık olduğu ve bu izinler verilmiş olduğu müddetçe devamlı bir veri akışı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Dünyanın yarıdan fazlası internet kullanıcısı ve biz internet kullanıcıları çok kısa süre içerisinde internette milyonlarca dijital ayak izleri bırakıyoruz. Bıraktığımız ayak izlerinden hareketle kullandığımız platformlar bizim algılarımızı çok rahat bir şekilde ölçebiliyorlar. Kullandığımız platformlarda bize özel reklamların gösterilmesi, bizim paylaştıklarımızdan hareketle platform tarafından bilinen eğilimlerimizdir. Akıllı telefonumuz yanımızda iken onunla konuşmuyor olsak da arkadaşlarımızla konuştuğumuz herhangi bir konuda karşımıza reklamların çıkması mikrofonumuza verdiğimiz erişim izni olabileceğini göz ardı edemeyiz.

Yoğun kullandığımız platformlara üyelik yaparken “Hükümleri ve Koşulları Okudum, Kabul Ediyorum” diyoruz fakat karşı tarafın hangi hükümlerini, şartlarını kabul ettiğimizi çoğumuz bilmiyoruz. Bilmediğimiz için de gelecekte yaşama ihtimali olduğumuz mağduriyetler noktasında pek fazla yapacak bir şey de elimizde kalmıyor. Bize düşen sadece olanların, yaşananların farkında olmak, başkalarının da farkına varmasını sağlamak olmaktan öteye geçmiyor maalesef.

Sonuç olarak; kullandığımız platformlar ve uygulamalar için verdiğimiz izinlerde karşı tarafın hangi verilerimize erişebileceğini bilip ona göre hareket etmek zorundayız. Kameralar önünde “Biz sizler için maksimum güvenlik ve konfor sağlıyoruz” diyen platform sahiplerinin kamera arkasında neler yaptıkları bizim için karanlık ve bilinmeyen bir durum. Paylaştıklarımız, yazdıklarımız yarın bir gün ABD’ye yaptığımız bir seyahatte belki de bizim gözaltına alınma sebebimiz olabilir. Onun için kullandığınız uygulamalar ve platformlarda kendi güvenliğinizi düşündüğünüz kadar çevrenizin ve ülkenizin güvenliğini de düşünün!

Attığınız her e-mailin, arama motorlarında yaptığınız aramaların, üye olduğunuz her sitenin, sosyal medyada yaptığınız bütün paylaşımların ve beğenilerin, yapılan her türlü yorumların, yüklediğiniz videoların sizin dijital ayak izleriniz olduğunu ve sizin peşinizden geldiğini asla unutmamalısınız.

Bunun için bazı şeyleri bugünden yeniden gözden geçirmenizi öneriyorum:

  • Telefonunuzda kayıtlı kişileri hangi uygulamalarla paylaştığınızı gözden mutlaka geçirin. Erişim izni gerekmiyorsa bu izinleri kapatın.
  • Mikrofona erişim izinlerini kontrol edin. Telefonunuzla konuşmasanız bile arkadaşınıza söylediğimiz bir sözün bir süre sonra karşınıza reklam olarak çıkmasına şaşırmayın.
  • Mikrofona erişim iznini isteyen uygulamaların yaptığı "Sizi daha iyi duyabilmem için" savunmasının, bedava kullandığımız bu uygulamaların sizi takip için geliştirilmiş reklam taktiği olduğunu asla unutmayın.
  • Arama motorlarının bu kadar cömert, kolaylaştırıcı ve basit olmasının bedelinin biz kullanıcılardan topladığı verilerle ödendiğini unutmayın. 
  • 'Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim' atasözünün, dijital ortamda telefonunuzdaki kişilere erişimden geçtiğini unutmayın.
    Unutmayın! Güvenlik ve gizlilik sizde ve diğer ayrıntılarda gizildir. Bedava uygulamaları ve platformları kullanmanın, bedeli biz kullanıcıların özgür iradeleri ile ve düşünmeden verdiğimiz verilerimizdir.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline İnternetin zamanınızı çalmasına izin vermeyin. İnternet hayatınızın bir parçası olsun, tamamı değil!
Toast Alert...