Neden paylaşıyoruz? Ne kadar paylaşmalıyız?
Sosyal Medya

Neden paylaşıyoruz? Ne kadar paylaşmalıyız?

22 June 2017, Thursday 22:31 | 1,207 görüntüleme

İnternet her geçen gün hakkında farklı bir konu başlığını tartışmayı gerektirmeye başlamıştır. Birçok yazı ve yayınlarda internetin fırsatları ile birlikte risklerinden oldukça söz edilmektedir. Bunlardan biri de paylaşımdaki riskler olmuştur.

Paylaşımlardaki risklerde en çok verdiğimiz örnekler, konum bilginizi paylaştığınızda evinize hırsız girebileceği; dayınızı veya kuzeninizi sosyal ağlarda etiketlediğiniz zaman önemli bir kişisel bilginiz olan anne kızlık soyadınızın deşifre olacağı yönünde olmuştur. Peki, riskler bunlardan mı ibaret sadece? Paylaşım yapmak sadece size özel olan bilgilerinize ulaşmayı mı sağlamakta?

İlk öncelikle kimler neden paylaşım yapıyor sorusuna bakmakta fayda var. Kaspersky Siber Güvenlik Endeksi’nin Türkiye bulgularına baktığımız zaman Türk internet kullanıcılarının %91’nin bir sosyal paylaşım hesabı olduğu görmekteyiz . Tabi bu verilerin 2016 yılının 2. Periyoduna ait olduğu için belki de şu anda oran daha yüksektir.

Kaspersky Lab’ın 2017 Ocak ayında sonuçlandırdığı ve 2017 Mayıs ayı içerisinde yayınladığı daha güncel bir saha çalışması raporuna gelirsek aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 17 ülkenin yer aldığı raporda durum daha net bir şekilde görülmektedir .

Resim 1

Raporda göze çarpan en önemli bulgu, internet kullanıcılarının sadece %7’sinin dijital ortamda bilgilerini paylaşmadığı yönünde olmuştur. Paylaşım oranlarının en çok olduğu konu başlıkları ise sırasıyla %87 ile yapılan seyahate ilişkin video ve resimler, %82 ile başka şeylere ait ve hassas veri içermeyen video ve resimler ve %70 ile çocuğunun video ve resimleri yönünde olmuştur. Yaş oranı düştükçe daha fazla paylaşım yapıldığı görülse de, 16-24 yaş arası paylaşım yapan gençlerin sayısı ile 55 yaş üzeri paylaşım yapan yetişkinler arasında oransal olarak aşırı bir fark bulunmamaktadır. Diğer önemli bir bulgu ise bilgilerini paylaşmayan kullanıcıların bilgilerini paylaşan kullanıcılara oranla akıllı telefon ve bilgisayarlarında daha az veri kayıpları yaşadığı yönünde olmuştur.

Saha çalışmaları ve istatistikleri artırabiliriz. Diğer taraftan olayı ele aldığımızda neden bu kadar çok paylaşım yapıyoruz sorusu akla gelmektedir. Sosyal medyada bilgi paylaşımını tetikleyen ve destekleyen faktörler üzerine yapılan bir çalışmada 10 temel unsurun insanları paylaşım yapmaya ittiği ortaya çıkmıştır. Bunlar: kişisel haz, yetkinlik duygusu, öğrenme isteği, kişisel çıkar, fedakârlık, empati, sosyal angajman, topluluk ilgisi, etkileşim ve itibar . Yapılan çalışmada 10 faktörün belirli seviyelerde paylaşım yapmayı tetiklediğini ortaya çıkarmıştır.

neden paylaşıyoruz

Yine başka bir çalışmada sosyal medya paylaşım sebepleri için 10 faktör belirlenmiştir. Bu çalışmada yine paylaşım sebeplerinde sosyal etkileşim ve başkalarının paylaşımlarımı merak etme gibi faktörler dışında zaman geçirme, rahatlama ve eğlence gibi faktörler ön plana çıkmaktadır.

Görüldüğü üzere paylaşım sebepleri için birçok faktör söz konusudur. Paylaşımlar genellikle sosyal ağlar ve sosyal medya üzerinden yapıldığı için bu platformlar üzerinden bir inceleme yapılmıştır. Kullanıcılar sosyal medyada özellikle mutlu anlarını, eğlendikleri ve tatil zamanlarını, çocukları ile geçirdikleri vakitleri veya onların görsellerini paylaşmaktadır. Ayrıca sansasyonel bir bilgi sunmak, siyasi/politika unsurlarını konuşmak ve tartışmak için de sosyal medya kullanılmaktadır.

Peki bu kadar veri ve bilgiyi paylaşmalı mıyız sorusuna geldiğimiz zaman ise olay farklı bir boyuta geçmektedir. Dijital çağ hiç şüphesiz insanları gerçek hayattaki iletişiminden oldukça kopartmış durumdadır. Kullanıcıların mutlu anlarını sosyal medyada paylaşması gerçekten mutlu olduklarının göstergesi midir yoksa bir zayıflık veya boşluk göstergesi mi? Yoksa gerçekten mutlu anlarını başkaları ile de paylaşmak istiyorlar mı? Gerçekten paylaşılmak isteniyorsa bu kişilerle yüz yüze iletişim sağlanarak ne kadar paylaşılıyor? Bu soruların cevabını sosyologların vermesi gerektiğini düşünerek farklı bir bakış açısı ile devam ediyoruz…

Paylaştığımız bilgilerin kalitesi ve sağladığı fayda ayrı bir sorunlu başlıktır. Paylaşımda kullanım amaçlarına baktığımız zaman katma değer yaratan bir bilginin çok fazla paylaşım sebebi olmadığı görülmektedir. Facebook örneğine bakılırsa katma değer yaratan bir bilgi ile yaratmayan bir bilgi paylaşımında beğeni ve yorum istatistikleri arasında uçurum olacağı aşikârdır.

Paylaşımlardaki aşırılığın, kullanıcıları maddi ve manevi yönden olumsuz etkileyebildiği yönündeki bulgular ve araştırmalar görüldüğü üzere mevcuttur. Başta kişisel bilgilerin doğrudan veya dolaylı yönden paylaşılması çevrimiçi bankacılık faaliyetlerinden özel hayatın gizliliğinin ihlaline kadar birçok risk unsurunu doğurabilir.

Bununla birlikte internet trendlerindeki değişim, paylaşım amaçlarını da değiştirmeye başlamıştır. Paylaşım amaçlarının katma değer üreten bilgiye doğru kaymaya başlaması, paylaşımdaki riskleri de azaltacaktır. Herhâlde dünyanın oluşumunu anlatan bir videonun deniz kenarında özçekim yapmış bir portre fotoğraftan daha fazla beğeni veya retweet almaya başladığı anda, paylaşımdaki fırsatlar ile ilgili de bir yazı kaleme alınır.

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Üslup her şeydir. İnternette nazik ve saygılı bir dil kullanın. Hiç kimsenin kişiliğini ve çevrimiçi itibarını zedeleyici davranışlarda bulunmayın.
Toast Alert...