Size nasıl yardımcı olabilirim?
Dijital Oyunlar
DİJİTAL HAK VE SORUMLULUKLARINIZIN NE KADAR FARKINDASINIZ?
13 September 2019, Friday 16:28

DİJİTAL HAK VE SORUMLULUKLARINIZIN NE KADAR FARKINDASINIZ?

Yazar(lar): Dr. Şahin BAYZAN - Bilişim Uzmanı | Grafik(ler): Burak ÖZÇELİK | 13 September 2019, Friday 16:28 | 494 görüntüleme

İnternet kullanıcılarının yaptığı en büyük hatalardan biri, internet ortamında herhangi bir mağduriyet yaşamadan haklarının ne olduğuyla ilgilenmemesi, bunları öğrenmeye ihtiyaç duymaması olduğunu söyleyebilirim. Haklarımızı ve sorumluluklarımızı öğrenmek için illa bu ortamda mağduriyet yaşamamız gerekmiyor.


Dijital hak, bireylerin dijital medyada bilgisayar ve diğer elektronik cihazlar yoluyla bilgiye erişmesini, içerik oluşturmasını ve oluşturduğu içeriği yayımlama özgürlüğünü ifade ediyor. İstatistikler dünyadaki internet kullanıcı sayısının 4.5 milyarı aştığını gösteriyor. Yüzdesel ifadeyle an itibariyle dünya nüfusunun yaklaşık %59’u internet kullanıcısı. Son 20 yıllık süre içerisinde internet kullanıcı sayısının artış oranı ise %1157. Oranlara baktığımızda artışın oldukça yüksek ve aynı zamanda da hızlı olduğunu görebiliyoruz.

İnternette yoğun olarak kullandığımız platformlara baktığımızda sosyal medyayı ilk sıralarda görüyoruz. Öyle ki Temmuz 2019 verilerine göre 3.5 milyardan fazla sosyal medya kullanıcısının varlığı, sosyal medyanın ne kadar olmazsa olmazımız olduğunun bir göstergesi. Mobil cihazlarla sosyal medya kullanan sosyal medya kullanıcı sayısının/oranlarının birbirine yakınlığı, mobil cihazların kullanım amacının öncelikli olarak sosyal medya platformları olduğu konusunda bizlere ipucu veriyor diyebiliriz. Yine dünyadaki 4 milyardan fazla kişinin çevrimiçi video izlemesi diğer önemli aktivite olarak karşımıza çıkıyor. Son zamanlarda özellikle 16-24 yaş arası internet kullanıcıları arasında e-spor müsabakalarını izlemeye yönelik ilginin giderek artığı görülüyor. Daha detaylı bilgi için we are social'ın 3. çeyrek raporuna bakmanızı tavsiye ediyorum.

Kullandığımız platform hangisi olursa olsun dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu çevrimiçi (online) yatıp online kalkıyor. Anlık olayları, gelişmeleri, yorumları, analizleri ve güncel haberleri internetten, sosyal medyadan takip ediyor veya bu platformlar üzerinden canlı yayın yapan yayın organları ile kendisini bağımsız gazeteci olarak tanımlayan habercilerin platformlarından öğreniyor. Elbette burada haberin doğruluğu ve güvenilirliği çok önemli. Maalesef günümüzde yalan ve asılsız haberler, internet dünyası için en büyük sorunlardan biri. İnternet kullanıcıların bu tür haberleri doğruluğuna bakmadan bilinçsiz ve sorumsuz bir şekilde paylaşması olayın boyutunu daha da büyütüyor. Yalan haberlerin sonuçları bazen insan hayatına bile mal olabiliyor, toplumsal huzursuzluklara neden olabiliyor. Bazen bilinçli olarak yalan haberler yayına sokularak insanların algılarıyla oynanabiliyor, gündem değiştirilebiliyor. Bunun bir parçası olmamak için haberin doğruluğunu iyi araştırmak gerekiyor. Son verilere göre dünyadaki internet kullanıcılarının yarısından fazlasının (%55) çevrimiçi ortamdaki yalan haberler noktasında endişeli olduklarını ifade etmeleri konuyu daha da önemli hale getiriyor.

Çevrimiçi ortamda arama, paylaşım, alışveriş, mesaj gönderme başta olmak üzere 1 dakikada milyonlarca işlem yapılıyor. Bu durum, oldukça fazla işlemin yapıldığı bu platformları kullanan internet kullanıcılarının, bu ortamlarda ne tür hak ve sorumlulukları olduklarını daha da önemli hale getiriyor. Sonuçta internet kullanıcıları olarak bizler, yaptığımız iş ve işlemler dolayısıyla bu ortamlarda dijital ayak izleri bırakıyoruz. Çok önemli veriler içeren bilgiler paylaşıyoruz. Belki bir paylaşıma yorum yapıyoruz, bir videoyu yayına sokuyoruz. Tüm bunları yaparken haklarımızın ve sorumluluklarımızın ne olduğunu, bunların ne kadar farkında olduğumuzu da bilmemiz gerekiyor.

İnternet kullanıcılarının yaptığı en büyük hatalardan biri, internet ortamında herhangi bir mağduriyet yaşamadan haklarının ne olduğuyla ilgilenmemesi, bunları öğrenmeye ihtiyaç duymaması olduğunu söyleyebilirim. Haklarımızı ve sorumluluklarımızı öğrenmek için illa bu ortamda mağduriyet yaşamamız gerekmiyor. Gerçek hayatta hak ve sorumluluklarımızın çoğunun belki farkında olabiliriz. Fakat bugün sadece bunları bilmek tek başına yeterli olmuyor. İnternet kullanıyorsak, internetten alışveriş yapıyorsak, sosyal medya kullanıyorsak, bankacılık işlemlerimizi internet üzerinden gerçekleştiriyorsak, başkalarıyla mesajlaşıyor ve çevrimiçi sohbet ediyorsak buradaki haklarımızı ve sorumluluklarımızı bilmek zorundayız.

İnternet ortamında biz internet kullanıcılarını yakından ilgilendiren bazı haklarımızı şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Özel hayatın gizliliğinin korunması hakkı
  • Kişilik haklarının ihlal edilmemesi hakkı
  • Kişisel verilerin korunması hakkı
  • İnternette düşüncenin ifade edilmesi hakkı
  • İnternet yoluyla yönetime katılma hakkı
  • İnternet üzerinden şikâyet hakkı
  • İnternette lekelenmeme hakkı

Bu yazdıklarıma daha da maddeler eklemek mümkün fakat öncelik arz eden bu haklardan kısaca bahsetmek istiyorum.

Özel hayatın gizliliğinin korunması hakkı, bireyin özelinde kalması gereken ve özel hayatına dair her şey, gizli kalması ve korunması gereken önemli bir haktır. Ne yazık ki günümüzde internetin bireylere verdiği en büyük zararlardan birisi, onu kötü amaçlı kullanan internet kullanıcılarıdır. İnterneti başkalarına zarar verme amaçlı kullanan kötü niyetli bu kişiler, kişinin haberi dahi olmadan özel hayatı ile ilgili bilgileri bu ortamda paylaşabilmektedirler. Bu şekilde kişilerin itibarları zedelenmekte, hayatlarında onarılamayacak tahribatlara yol açılmaktadır. Zararları en aza indirmek adına kişi, böyle bir durumda başvurması gereken mercileri ve takip etmesi gereken süreci çok iyi bilmelidir ki hakkını arayabilsin, bu suçu işleyenlere karşı gerekenleri yapabilsin.

Özel hayatın gizliliğinin ihlali bir anlamda kişilik hakkı ihlalidir. Her iki durumda da haklarımızı bilmemiz ve aramamız gerekiyor. Bu kapsamda; internet ortamında özel hayatının gizliliği ihlal edilen kişi 5651 sayılı kanunun 9/A maddesine göre hakkını arayabilir. Kişi özel hayatının gizliliğini ihlal eden internet sitesinden bu içeriklerin çıkarılmasını talep edebileceği gibi aynı zamanda de siteye erişimin engellenmesini talep edebilir. Ayrıca kişi bu durumla ilgili olarak bu ihlali yapanlar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Aynı şekilde kişilik hakkı ilan edilenler de aynı kanunun 9. maddesine göre hakkını arayabileceği gibi, bu ihlali yapanlar hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunabilirler.

Diğer bir hakkımız kişisel verilerimizin korunmasıdır. Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye yani bireye ilişkin her türlü veriyi ifade etmektedir. İnternette bıraktığımız izlerden hareketle anlık olarak belki de milyonlarca kişinin verisi birileri tarafından veya kullandığımız platform tarafından işlenmektedir. Zaten biz internet kullanıcıları, internette herhangi bir platforma üye olurken o platformun bize sunduğu sözleşmeyi kabul ederek üye oluyoruz. Çoğumuz bu üyeliklerde karşı tarafa hangi hakları verdiğimizi, sözleşmeleri okumadığımız için tam olarak bilmiyoruz. Ne yazık ki üye olmak için önümüze konulan sözleşmelerin uzunluğu çoğumuzu kabul et ve kullan gibi yanlış bir yola itiyor.

Ülke olarak 2016 yılında mevzuatımıza giren 6698 sayılı kişisel verilerin korunması kanunu ile kişisel verilerimiz bir anlamda kanuni olarak koruma altına alınmış bulunuyor. Her ne kadar yurt içinde işlenen kişisel verilerin işlenmesi noktasında kurallar belirlenmiş olsa da kendi ellerimizle verdiğimiz ve yurt dışında depolanan ve işlenen kişisel verilerin üyelik yaparken kabul ettiğimiz sözleşmeler kapsamında işlendiğini unutmamak gerekiyor.

İnternetin en önemli özelliklerinde birisi de düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesi ve paylaşılabilmesidir. Fakat bunu yaparken düşüncenin şiddete, nefrete ve suça teşvik edici olmaması gerekir. Düşünceyi ifade ederken, başkalarının haklarının ciddi anlamda zarar gördüğü durumlarda hakkı ihlal edilen kişilerin haklarını koruma amaçlı olarak, ifade özgürlüğünde bazı özel sınırlandırmaya gidilebilmekte olduğunun bilinmesi gerekir. Gerek gerçek hayatta gerekse internet ortamında düşünceyi ifade etme hakkı, başkalarının haklarını ihlal edecek ve zedeleyecek boyutta olmamalıdır. İnternet kullanıcıları; haklarının, bir başkasının hakkının ihlal edildiği noktaya vardığında bittiğini bilmesi gerekir. Böyle bir durumda yapılan hak olmaktan çıkar ve suç haline dönüşür.

İnternet üzerinden yönetime katılma, kişiye sunulan hizmetlerin usulüne uygun bir şekilde kullanılmasıyla ilgili bir haktır. E-Devlet üzerinden bu hakkımızı özgür bir şekilde kullanabilmekteyiz. İlgili kurumların yanlış uygulamalarını CİMER yoluyla şikâyet edebileceğimiz gibi istek ve önerilerimizi de bu yolla ilgili kurumlara iletebilmekteyiz. Bir anlamda bu hakkımızı kullanarak başka haklarımızın ihlal edilmesine ve olası mağduriyetlere de engel olabilmekteyiz.

İnternette milyonlarca internet sitesi bulunmakta ve her sitenin içerikleri farklılıklar arz etmektedir. İnternet içerikleri bazen zarar verici boyutlara ulaşabilmektedir. Örneğin; çocukları cinsel olarak istismar eden, kişileri intihara yönlendiren, sağlık için tehlikeli madde teminine imkân sağlayan, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını teşvik edip kolaylaştıran, zararlı yazılım içeren internet siteleri, pornografik siteler bunlardan birkaçını oluşturmaktadır. Bu tür sitelerin ilgili birimlere şikâyet edilmesi bir hak olduğu gibi aynı zamanda da bir sorumluluktur.

Bir diğer hak ise dünyada da oldukça tartışılan ve üzerinde önemle durulan lekelenmeme hakkıdır. Maalesef günümüzde internet ve sosyal medya, farklı isimler ardına saklanıp başkalarının itibarını lekeleyen kötü niyetli kişilere de ev sahipliği yapmaktadır. Kendini farklı isimler ardına gizleyerek, insanlara iftirada bulunan, yalanlarıyla masum insanları zan altında bırakan itibar cellatlarına internette sıklıkla rastlanılmaktadır. Unutmamak gerekir ki internet, kişilere iftirada atmayı ve ithamlarda bulunmayı oldukça kolaylaştırmıştır. Kişilerin soyut olmayan dayanaksız ihbar ve ithamlarla suçluymuş gibi gösterilmesi kabul edilemez bir durumdur.

Ne yazık ki birçok internet kullanıcısı, empati yeteneğini kaybetmiş bir ruh hali içinde ve kişinin masumiyet karinesini de gözardı ederek “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” yaklaşımıyla hareket edip suçsuz insanların haksız ve mesnetsiz bir şekilde itibarlarının lekelenmesine sebebiyet vermektedir. Birey olarak biz internet kullanıcılarına düşen en önemli sorumluluk, internetteki bu tür haber ve ithamları doğruluk filtresinden geçirmeden kabul etmemek ve hakkında haber çıkan, itham edilen kişiye karşı ön yargılı davranmamaktır. Bir anlamda dijital empati yapmaktır.

Dijital haklarınızı arayabileceğiniz bazı linkler:
Özel hayatın gizliliğinin korunması - https://www.ihbarweb.org.tr/ohg/
Zararlı İnternet Sitelerini Bildirme - https://www.ihbarweb.org.tr
Kişisel verilerin korunması - https://www.kvkk.gov.tr/
Cumhurbaşkanlığı İletişim merkezi - https://www.cimer.gov.tr/
E-Devlet Kapısı - https://www.turkiye.gov.tr/
Erişim Sağlayıcılar Birliği - https://www.esb.org.tr/
Güvenli internet Hizmet - https://www.guvenlinet.org.tr/
Diğer - https://internet.btk.gov.tr/

Yorumlar

  • Henüz yorum yapılmadı. Hemen düşüncelerinizi yazarak ilk yorumu siz yapabilirsiniz.
Yorum yapın
  • Doğrulama için e-posta adresinizin gerçek ve size ait olması gerekiyor.
  • E-posta adresiniz kesinlikle üçüncü kişilerle paylaşılmayacak, gizli kalacaktır.
  • Görünecek ad alanı için gerçek adınızı kullanmak zorunda değilsiniz.
  • İnternet üzerinde yapacağınız her işlem için IP adresinizin kayıt altına alındığını unutmamalısınız.
  • Yorumunuz yayınlanmadan önce editör onayından geçecektir.
lightbulb_outline Gerçek hayattaki sosyal ilişki kuralları, internet ve sosyal paylaşım mecralarında da geçerlidir.
Toast Alert...